25 Ağustos 2016 Perşembe

KAPKARANLIK ORMANDA - KİTAP YORUMU



ARKA KAPAK

Karanlık ormanda
Karanlık, kapkaranlık bir ev vardı;
Ve o karanlık evde karanlık, kapkaranlık bir oda...
O karanlık odada...

Bazen korkulacak tek şey... insanın kendisidir. Nora on yıldır geçmişinden kaçıyordu. Evini, arkadaşlarını ve özlememesi gerektiğini düşündüğü bir hayatı geride bırakmıştı. Hiç beklemediği bir anda gelen bir bekârlığa veda partisi daveti, onu geçmişiyle yüzleşmeye zorluyordu. Bu, Nora'nın geçmişini nihayet bir kenara bırakması için bir işaret miydi? Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Çok ama çok yanlış... Bazı sırların sonsuza dek saklanması mümkün müydü?

"Final, başarıyla yaratılmış karakterlerin de etkisiyle insanda büyüleyici ve yavaş çekimde gerçekleşen bir araba kazası etkisi yaratıyor."-
-The Guardian-

"Ware'in, kadınlara özgü güç oyunları ve bazı arkadaşlıkların yarattığı çalkantılar üzerine yaptığı analizler, Sophie Hannah'yı, Christobel Kent'i, hatta Gillian Flynn'i anımsatıyor."- 
-Independent-

"Ware gizem öğelerini yavaşça ortaya çıkarmış ve alttan alta kendini hissettiren tehlike hissiyle gerçekten tekinsiz bir ortam yaratmayı başarmış... Kitabı fırtınalı ve karanlık bir akşamda okuyun ama sonra ışıkları açık bırakın."-
-Kirkus Reviews-

"Kapkaranlık Ormanda, Gillian Flynn'in Kayıp Kız'ını ve Paula Hawkins'in Trendeki Kız'ını sevenleri büyüleyecek."-
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)







YORUM

Merhabalar ! Uzuuun zaman sonra birikmiş onca yorumumdan biri olan , zerre beklentiyle başlamayıp beni içeriği ile adeta şoke eden Kapkaranlık Ormanda  yorumuyla sizlerleyim:)

Kapkaranlık Ormanda , uzun zaman önce lisedeki arkadaşları ile irtibatı kesmiş cinayet romanları yazan Nora ' nın , lisedeki en yakın arkadaşı Clare'nin bekarlığa veda partisi için ormandaki gizemli yazlığa gitmesiyle başlıyor.Ve biz bu parti sürecinde işlenen cinayeti , katili ve ev ortamında ki psikolojik çözümlemeleri okuyoruz .

En en en başından söylediğim gibi Kapkaranlık Ormanda 'ya zerre beklentisi , ne okuyacağımı bilmeyerek başladım.Ve beni tamamıyla şaşırttı. Şehir dışında olmam nedeniyle kitaba uzun bir ara vererek okuduğum için ancak kitabı 2 kere elime alabildim. Ve 2. seferde 2. oturuşta bitti. Eğer hiç ara vermeden okusaydım sanırım bir kaç saate kolaylıkla biterdi. Mükemmel bir akıcılığı var kitabın.

İlk 100 sayfa aşırı durağan ilerliyor , ana konuya dair ufak ufak ip uçları verilsede , yavaş yavaş ilerlediğimiz için hiçbir şey çözemiyoruz. Bu 100 sayfa da her bekarlığa veda partisinde olduğu gibi bolca entrika , kıskançlık, kadınların gelgitli ruh hallerini okuyoruz.Ancak ara bölümler de ana karakterimiz Nora 'nın gelecekte ki halini de okuyoruz biz bu 100 sayfada . İşte bu da okuduğumuz aşırı durağan kısmı sabırla okumamızı , heyecanın daha da artmasını sağlıyor.

Ve efsanevi son 100 sayfa da heyecan hiç eksilmiyor , deyim yerindeyse kafamız bir dünya , çünkü ne nedeni ne sonucu bir türlü öğrenemiyoruz.
Kitabı okuduğum türdaşlarından ayrı bir kefeye koyan da bu zaten. Bilinmezliğin çıldırtıcılığı. Kimin öldürdüğünü bile çözemiyoruz.

Cok güzeldi , kurgu olağanüstüydü , farklıydı ama aynı zamanda da melankolikti. Okuduğum gerilim romanların arasında sanırım en hüzünlü hikaye Kapkaranlık Ormanda 'ya aitti.

Gerçekten önerebilecegim kitaplardan biri benim için , mutlaka okuyun :')

18 Ağustos 2016 Perşembe

İHTİYAÇ - KİTAP YORUMU (NEED #1)



ARKA KAPAK

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.



YORUM


Merhabalar! Dün sabah başladığım, İhtiyaç serisinin ilk kitabı " İhtiyaç " aynı günün akşamına bitti.
Şu sıralar vampirlerin dünyasından kaçıp farklı bir fantastik roman arayışındaydım ki bir kitap alışveriş sitesinde gezerken yeni çıkan kitaplarda İhtiyaç'ı gördüm.Konusunun farklılığı , kapağının güzelliği beni kendine çekti ve aldım tabi ki. Aldığım gibi de başladım hemen.

Kitaba ilk başladığımız da bölüm başlarında ana karakterimiz Zara'nın özel ilgisi olan Fobi tanımlamaları mevcut. Bu fobi tanımları bizlere bölüm hakkında küçük ip uçları veriyor. Sanırım İhtiyaç da en sevdiğim şey fobi tanımları oldum.Durun bi dakika ! Aslında sevdim diyemem bu kelime yanlış olur :) Bayıldım , hem de ciddi anlamda .
İhtiyaç 'ı okurken hafif Alacakaranlık havası sezdim ilk başta ben. Soğuk bir bölge , gizemli kaybolmalar ...
En son kitabı bitirip , kenarda yazan yorumu okuduğum da ise bir tek benim bu olayı düşünmediğimi anladım .

Kitaba ilk başladığımız da "Gizem" had safhada olsada karakterlerin davranışları ile verdiği ip uçları kitabı son derece tahmin edilir yaptı maalesef. Neyin ne olduğunu kitabın ortalarına varmadan çözdüm ben vallahi  .
Hah bir de Zara'nım doğaüstü olayları "pat " diye kabul etmesi , sanki senelerdir bu olayın gerçekleşmesini bekliyormuş gibi tavırları okurken beni bir miktar üzdüm . Büyük bor tepki bekledim ama azıcık şoka bile girmedi. Olağan şaşırma durumu en az derecedeydi karakterimiz de.
Ama bunu dışında Zara'nın olaylara karşı bakış açısı, zekice çözüm arayışı takdir ettiğim bir davranıştı.

Kapaktan ve arka kapaktan tahmin edebileceğiniz üzere kitabımız daha önce benim hiçbir kitap da rastlamadığım "Periler"i içeriyor.Tabi ki her kitapta olağan bir durum olan bir karşı ırk daha var.
İlginç bir bileşen , kitabı gerçekten özgün kılıyor bu olay.

Farklı bir tat , farklı bir konu , farklı bir fantastik arayanlara İhtiyaç 'ı öneririm ben . Serinin devamında neler olur , neler düşünürüm bilmiyorum ama sevdiğim diyebileceğim bir kitap.


ALINTI 

^^ İnsanlar her zaman karanlığa bakar , Zara. Ne görebileceğimizden korkarız.Dışarı karanlık olabilir , bu kendi ruhumuzun karanlığı da olabilir ama bence hiç bilmemektense , bakarken yakalanmak daha iyidir. Anladın mı ? ^^

6 Ağustos 2016 Cumartesi

TUTSAK - KİTAP YORUMU - (TAKEN #1)




ARKA KAPAK 

Duvarı aştıktan sonra, geri dönmek imkânsız. 

On sekizine basan her erkeğin ortadan kaybolduğu, duvarlarla çevrelenmiş bir kasaba…

Claysoot'ta hiç yetişkin erkek yoktur çünkü on sekizine gelen her genç erkek doğum gününün gece yarısında ortadan kaybolur. Zemin sallanır, rüzgâr uğuldar, kör edici bir ışık saçılır… ve on sekiz yaşındaki erkek yok olup gider.

Kasaba halkı buna Yükselme demektedir. 

On sekizine basmasına yalnızca birkaç ay kalan Gray Weathersby kaderiyle yüzleşmeye hazırdır; ta ki annesinden kalan bir notu bulup çocukluğundan beri kabul ettiği her şeyi sorgulamaya başlayana dek: Konsey liderleri ile bariz sırlarını. Yükselme'nin kendisini. 

Ve Claysoot'un etrafını saran Duvar'ın ardında ne olduğunu. 

Gray'in kaçmak için tek şansı Duvar'a tırmanmaktır. Kimsenin ötesine geçip de hayatta kalamadığı Duvar'a…

"Baştan sona macera dolu bir yolculuk. Bu kitabı bir oturuşta okurken heyecandan birkaç tırnağımı kemirmiş olabilirim. Devamı gelsin, lütfen!" 
-Marie Lu - Efsane Serisinin Yazarı-

"Merak uyandırıcı bir serüven. Okurlar sıradaki kitabı hevesle bekleyecek."
-Kirkus Reviews-

"Hareket dolu, duygu yüklü, bol sürprizli bir macera." 
-Booklist-

"Distopya hayranlarını cezp edecek, çarpıcı bir kitap."
- School Library Journal-

"Bu sürükleyici çıkış romanı bulmacalarla okurunun merakını canlı tutan ve sonunda daha fazlasını istemelerini sağlayan hızlı bir serüven." 
-Shelf Awareness-
(Tanıtım Bülteninden)



YORUM
Selamlar ! Şimdi sizlere okuyup , okuyabileceğiniz genç yetişkin- distopya karması romanların karışımından oluşan , ilk elli sayfa hariç  hızlı temposuyla kalp spazmı geçirmenize sebep olacak Tutsak 'ı yorumlayacağım.


Kitabımız 17 yaşında olan Gray'ın yaşadığı şehir de olağan bir durum haline gelen "Yükselme" adı verilen gizemli yolla abisi Blaine' ın kaybomasıyla başlıyor.Şehirde 18 yaşına girmiş her erkeğin gizemli bir şekilde kaybolması, Gray'ın  bu durumu sorgulamasına neden oluyor . 18 yaşına bir kaç ay kala sehrin en gizli noktasında kalan duvara tırmanması ile de "Yükselme"nin yaşadıklarının en basiti olduğunu , kendisini daha büyük sırların beklediğini keşfetmesi ile romanimiz devam ediyor.


Yoruma başlamadan önce de söylediğim gibi Tutsak ; için de bir çok distopik öğenin bulunduğu, Açlık Oyunları ve Uyumsuz serilerinin karmasından oluşan bir  kitap.

Yazar 3 ayrı kitaba konu olabilecek distopik malzemeyi tek kitapta birleştirince kitabın yoğun temposu sizi hem şaşırtıyor hem de heyecanlandırıyor. 
Önceki sayfa ve bir sonraki sayfa arasında inanılmaz bir değişim var. Şöyle anlatayım ; ilk önce  bir sistem kurup onu bir arada tutmaya çalışan ve bunu da halkını köleleştirerek yapan bir devlet adamı okurken bir sonraki sayfada bu devlet adamının deney yapmak için halkının bir kısmını 4'e bölüp bir çok farklı şartta yaşayış biçimlerini gözlemlediğini okuyoruz. Tabi yapılan bu deneyin ilk ve son sayfada ki olayları tutarlı bir şekilde sebep sonuç ilişkisi olduğunu da okuyoruz.

Haliyle bu yoğun tempo sizde bir yerden sonra olağan bir kafa karışıklığı yapıyor , bir de üstüne genç yetişkin serilerin olmazsa olmazı "aşk üçgeni" eklenince kitabımız bizi bir yerden sonra "kafayı yemek" denilen olaya sürüklüyor.


Eh bu kadar saydırdın kitabı beğenip beğenmediğini bir türlü öğrenemedik , artık söylesen diyecek olursanız, ben de sizi sinir eden bir şey söyleyeyim.


Kitabı sevdim . Yoğun temposunu , karakterin ehlileştirelemez derecede asi oluşunu , ani kararlarını , tipik aşk üçgenini okurken bir "sadist" gibi keyif aldım .
Yazar hanım bizlere en az 10 kitaba sığacak malzemeyi verdiği halde serinin 3 (?) kitap olduğunu görünce 2 ve 3. kitaplarının da bu kadar yoğun olacağını tahmin ediyorum .
Son olarak 2. kitabı merakla ve heyecanla bekliyorum.



Puanım :4/5

31 Temmuz 2016 Pazar

EFSUNLU ADAMLAR "KOD ADI:1.88" - KİTAP YORUMU ( Efsunlu Adamlar #1)



ARKA KAPAK

Şahmelek Ve Senli'nin Yazarı Merve Akıncı'dan Serinin ilk kitabı Efsunlu adamlar kod adı 1.88

Yanımızdan geçip giden adamlar var… Bir de dönüp baktıklarımız, durup izlediklerimiz… Onlar Efsunlu Adamlar… Sırası geldikçe anlatılacaklar... Efsunlu Adamlar'ın ilki; Gökdeniz. Nam-ı diğer 1.88.

Gözlerinin mavisinden, tutkuyla bağlı olduğu Harley'inden ve görür görmez sizi rengârenk bir efsunun içine çekmesinden tanıyabilirsiniz O'nu. Tanırsınız! Güneş'i ise ona bakan güzel, yemyeşil, hüzünlü gözlerinden bilirsiniz… Diğer yarısını bulma ümidini çoktan kesmiş, yalnızca kendine güvenen eksik bir ruhtu o… Kendini rengârenk efsun kuşağının içinde bulana kadar… Güneş hazır değildi. Gafil avlanmıştı. Peki ya siz? Siz hazır mısınız? "Sakin… Çok sakin…"
(Tanıtım Bülteninden)





YORUM 


Selamlar 🙆 Büyük bir heyecanla başlayıp, bir kaç saat sonra gözlerinden kalpler fışkırtarak bitirdiğim , adı misali efsunlayıp , beni kendine hayran bırakan Efsunlu Adamlar 'ın ilk kitabı Kod Adı : 1.88 yorumuyla sizlerleyim😌

Kitaba başlamadan önce sizlerle de paylaştığım gib Efsunlu Adamlar Watpadd'de takip ettiğim hikayelerden biriydi . Eh.. En heyecanlı bölümden sonra kitap olma süreci başladı ve ben hayranı olarak takibi kitabı aldım 😂

Ve şimdide 2. kitabın yani Cambaz'ın çıkışına az bir zaman kala ilk kitabı bitirip , heyecanla Tim'i beklemek istedim.Gözüm yollarda onu hikâyesini acayip merak ediyorum.

Efsunlu Adamlar 'ı bana sevdiren en büyük etkenlerden biri  hiç şüphesiz karakterlerin içimizden biri olmaları , samimiyetleri.Kitabımızda ne yerlere göklere sığdıramadigimız - ben kötüyüm, benim hayattaki tek amacım kızlara acı çektirmek - tarzı "havalı kötü (!) adamlar " ne de - çok güzelim ama azcık da ezik olabilirim - düşüncesinde kızlarımız mevcut. 

Gayet bizden , aklı başında , kendine güvenen karakterler ; Güneş ve Gökdeniz 💙
İçimizdenler...İçtenler 😃

Kitabı okurken hissettiğim o samimiyet hissi , yazarın kalemiyle butunlesince gerçekten kendini ayrı bir kategoriye sokmuş.
Karakterlerin arasında gelişen ilişkinin pata küte değilde , ağır ağır ortaya çıkması , birbirlerine olan duygularının hissedilme anı beni büyüleyen ayrı bir olay zaten.😍

Özellikle Efsunlumuz "Gökdeniz "in Klişeye kafa atarak " seviyorum ulan " tarzı düşüncesi beni benden aldı yemin ederim.Adam net, sorgulamiyor , kabul ediyor 😌 Çok güzel bir şey değil mi sizce de 😍

Sanırım Merve Akıncı'dan okuduğum en iyi kitaptı , sanki giderek kendini bize hayran bıraktıran karakterler birakacak gibi.
 Üstelik ana karakterlerin yanında yan karakterlerin ilişkisini de işlemesi "işte bu be " dedirtti . İpek ve Oğuz çok tatlılardı .

Hah bir de hikayenin karakterleri gibi net olup , anlatmak istedigi şeyi anlatıp,  gereksiz yere uzatılmaması da benim için kitabı ayrı yere koyan özelliklerinden biri.
Cok cok severek okudum , okurken eğlendiğim , bazen  kıkırtılar eşliğinde  bazen de buruk gülümseme ile  sayfalarını çevirdiğim kitaplardan biriydi Efsunlu Adamlar.
Cambaz'ı gerçekten dört gözle bekliyorum 😌 

22 Haziran 2016 Çarşamba

ÖLÜME FISILDAYAN ADAM - KİTAP YORUMU


ARKA KAPAK

"Yanmış kibrit çöplerini âdeti olduğu gibi mumların altına koyup üzerlerine erimiş mum döktü. 


Sanki yanan kibrit çöpleri bizdik, mum dipleri de mezarımız... Kibrit çöpü mezarlığı, bizim gibi kırık ve kaybedenler için ne güzel bir benzetmeydi... Yana yana yaşa, yanarak öl ve öldükten sonra da yanmaya devam et. Yanmak tüm varoluşunu tanımlıyormuş gibi..."



Geçmişindeki acıların küllerinden doğmuş, zeki bir dolandırıcı...
Arı kovanına giren kelebek.
Yaşamadığı için ölmeyi bile beceremeyen, hayata küskün bir kız...
Sudan korkan balık.
Tanrı'nın birbirlerinde çare bulmaları için bir araya getirdiği iki kişi.
Peki ya, bir gün ömrü olan bir kelebek yarına aşık olursa ne olacak?
(Tanıtım Bülteninden)




YORUM


Biz berbat insanlarız.
Biz şanssız çocuklarız.

Biz Tanrıya inanmayan değil , Tanrı' ya sahip olamayanlarız .

Selamlar 🙌 Sanırım yorum yaparken en zorlanacağım, düşüncelerimi   aktarmakta sıkıntı çekeceğim Ölüme Fısıldayan Adam' ı size aktarırken .
Öyle bir içine kattı ki beni , okurken bazen yamuk saçlı Yosun ,bazen Özgür , bazen de Pınar oldum. Okurken karakterler içimize öyle işledi ki ne olduğumuz, kimi sevdiğimiz , kimden nefret ettiğimiz önemsiz.
Ölüme Fısıldayan Adam'a , kitap olarak , bir bütün olarak baktığımızda mantık hatalarıyla , gerçek dışı bize göre azcik Ütopik olmasıyla tamamen kusurlu bir kitap .
Ya ben şimdi ne yapayım ,ne diyeyim , nasil yorumlayayım , ne vereyim puan olarak diye gece boyunca düşündüm durdum.Kafamı toparlayamadım bir türlü.
Sabah kalkıp kitabın son kısımlarını tekrardan okuyunca , mantıklı yorumlamayı bosverdim. Yazarken tamamen duygularım ele geçirdi beni.

Ölüme Fısıldayan Adam 'ı bize sevdiren kusurları , inanın bana eğer tamamen yanlıştan arınmış bir kitap olsaydı bu kadar yaralamaz , bu kadar acıtmazdı.

Okumaya alışmışız sanırım  pespembe romanları, zaten gerçek dünyadan kaçma sebebimiz kitaplar. Okuduğumuz romanın bizi gerçek dışı hayata bir şekilde kaçırmasına sığınmışız. 
Ölüme Fısıldayan Adam 'ı okuyunca " Dan ! " diye gerçeklerle yüzleşiyoruz.
Bu kitapta esas kız esas oğlan tarafından kurtarılamıyor, evli mutlu çocuklu , pembe panjurlu evlerinde yasamiyorlar.
Tamamen gerçek... Azcık uçuk bize aktardıkları itibari ile tamamen gerçek.
Kusurlarla dolu dünyada kusurlu bir sevgi...
Can yakıyor, yürek dağlıyor, sizi hıçkırıklara boğuyor .
Çok özel bir sevgi... İki berbat insanın kendilerinde cenneti bulmaya çalışmasının hikayesi...
Garip , komik , sakar Yosun 'un her şeye rağmen yaşama tutunmasının hikayesi...
Eksik , paramparça bıraktı beni ya. Her cümlesine , her kelimesine hatta kitaota geçen her harfe hayran kaldım.
Her cümlesinde binbir anlam gizli , derin bir kitap . Bazen bir cümleyi anlamak için dakikalarca tekrar tekrar okumak gerekti. Keza sonunu da öyle ... Ucu açık , umut vadeden , insanın ağzında acı bir tat bırakmasına rağmen birazcik da olsa tatlılık vadeden bir son.
Devam kitabını açıkçası okumak istemiyorum ama eger dayanılmaz bir merak sararsa beni , Özgür gibi , Yazar gibi ben tam bir ÖFA okuyucusu olarak " Yalan söyledim " deyip aklarım kendimi 😂
Sanırım kitabın kendisi gibi kusurlarla dolu , azicik uçuk bir yorum oldu.Umarım ne anlatmak istedigimi sizlere aktarabilmisimdir.

Ölüme Fısıldayan Adam ; biraz gerçek , biraz yalan ,azcik da Ütopik melankolik bir aşk hikayesi .
Aynı zamanda iki berbat insanın kendi doğrularını bulma hikayesi..

Kesinlikle öneririm , mutlaka okuyun.

18 Haziran 2016 Cumartesi

KAN ATEŞİ - KİTAP YORUMU ( FEVER #2 )



ARKA KAPAK 

Dünyanın en çok okunan yazarlarından biri olan KAREN MARIE MONING, New York Times, USA Today ve Publishers Weekly'nin en çok satanlar listelerinde yer alan Ateş Dizisi'nin ikinci romanı
Kan Ateşi ile yeniden okurlarıyla buluşuyor.

Kan görmekten korkar mısınız?
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve yeri geldiğinde insanlar gördüklerine de inanmamalıdır...

MacKayla, Jericho Barrons ile beraber yaşamaya başlamıştır. Hem fiziksel olarak, hem de ruhen o kadar çok değişmiştir ki kızının peşine düşen ve onu ararken perişan olan babası bile Mac'i tanıyamaz.

Karanlık, gölgeler, çeteler ve sonu gelmeyen birçok cinayet ile artık her şey daha çok içinden çıkılmaz hale gelir. Güvenlik güçleri her konuda Mac'ten şüphelendikleri için her an onun peşindedirler. Mac'i takip eden sadece polis değildir. Zaten cevapsız sorular da işte tam burada başlar.

Net olan tek şey, Mac'in artık kan görmek istememesidir





YORUM


Selamlar 🙌 Nasılsınız , tatiliniz nasıl gidiyor ? Bol bol kitap okuyabiliyor musunuz ? Valla ben okuyorum 😂😂
Bi maşallahınızı alırım 😌

Bu gün sizlerle Ateş Serisi ' nin 2. kitabı Kan Ateşi yorumuyla geldim. Serinin 2. kitabın da Sidhe Kahini güçlerinin farkında olan Mac , hem Barrons 'un yardımıyla Fae Emanetlerini aramaya devam ediyor hem de daha fazla Karanlık Dünya yaratığıyla karşı karşıya geliyor.
Artık kardeşinin katilini de bildiği için istediği intikama ulaşmak için kafasında  ki soru işaretlerini gidermeye çalışıyor. Ancak Mac ' in peşini bırakmayan talihsizlikler bu kitapta da devam ediyor.


Kan Ateşi ilk kitaptaki gibi heyecanlı başladı , kitabın ortalarına doğru birazcık durgunlaştı sonra yine heyecanı tavan yaptı ve yüreğimizi ağzımızda bırakarak bitti 😳
Seri tamamlanmadan okuyanlara gerçekten acıdım çünkü yazarın kitapların finalini aşırı vurucu yapma gibi bir huyu var. Eliniz yüreğiniz de kitabı kapatıyorsunuz .

Bu kitapta ilk kitapta ki gibi karakterler hakkında kisa bilgi verip geçmiyor yazar. Onları birazcık da olsa tanımamızı istemiş ve onları tasvir ederken ayrıntıya girmiş. Karakter odaklı bir kitaptı bana göre Kan Ateş 'i.  Olaylar az diyalog fazla idi. Olay az dedigime bakmayın ilk kitaba göre az tabiki 😂
Öncelikle Barrons oldukça ketum bir karakter . Bu kitapta azcık da olsa kendini gösterip duygularını yansıtıyor .
Ama adam tam bir sır küpü olduğu için yine ne olduğunu , amacını öğrenemiyoruz maalesef😞
Kan Ateşi 'n de benim zevk alarak okuduğum sahneler hiç kuşkusuz Mac- Barrons sahneleri. Aralarında ki diyaloglar aşırı eğlenceli biz bir nebze de olsa Barrons 'un karizmatikligini , harikalığını , seksiliğini , yakışıklılığını , hissetmemizi sağlıyor.😍
Barrons'un küçücük bir ayrıntısı bizi bu kadar kendine hayran bırakıyorsa , paketin tamamı ne yapar hiç tahmin edemiyorum 😂😂
Belirtmeden geçemeyeceğim, kitabın özellikle son kısımları Barrons'a tekrar tekrar aşık olmama yok açtı.Odun herif , severim seni 😍😍😍😍😍

Kitabın içeriği , konusu her ne kadar harika olsa da bizdeki çeviri berbat halde maalesef. Sansürler , yazım hataları bi dolu.
Bu kadar güzel bir seriye özenilmedigini görünce çok üzülüyorum.Umarım kaliteli bir yayinevine geçer hakları tek dileğim bu .
Sonuc olarak ; Karen Marie Moning serinin devam kitabı olmasına rağmen içerikte ne duraksamış ne de mantıksızlık yapmış ,yine  heyecan ,gizem had safhada 😌

Puanım ; 5/5

11 Haziran 2016 Cumartesi

KARANLIK ATEŞ - KİTAP YORUMU & ALINTILAR ( ATEŞ SERİSİ #1)


ARKA KAPAK

Karanlıktan korkar mısınız? 
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve yeri geldiğinde insanlar gördüklerine de inanmamalıdır... 
Güzel, akıllı ve normal biri olmak, görünürdekinin gerçeğini ortaya çıkarmaya yeter mi bilinmez ama MacKayla bu özelliklere sahip bir kadın olarak gerçekler için çaba sarf edecektir. 
Tek amacı, diğer tüm normal insanlar gibi mutlu ve sade bir hayatı varken kardeşinin öldürülmesi ile mantıklı bir açıklama getiremediği tuhaflıklara son vermekti. 
Anne ve babasına olan sadakatini çiğneyerek kardeşinin katilinin peşine düşen Mac, İrlanda'ya gider. Çıktığı yolculuk, onu hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, iyi ile kötünün aynı derecede tehlike yarattığı karanlık bir dünyaya sürükler. Kısa süre içerisinde ise daha da büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalır: Sahip olduğundan haberdar bile olmadığı gücünü insanlık âleminin ötesindeki, tehlikeli Fae âlemini görebilme yeteneği kullanmayı öğrenir ve istenilenden çok daha uzun bir süre hayatta kalmayı başarır. 
Her hareketi, geçmişi olmayan ve Mac'in hayal ettiği gelecekle alay eden bir erkek olan karanlık ve gizemli Jericho tarafından gölgelenir .

YORUM

Selamlar . Haziran ayının 4.kitabı olan , aynı zamanda re- read yapmaya doyamadığım , en en en favori serimin ilk kitabı Karanlık Ateş yorumuyla sizlerleyim.
Çok çok söylüyorum hatta sanırım sizi artık bıktırdım ama Ateş Serisi 'nin yeri bende çok ayrı... İlk iki kitabının baskısı olmadığı için bulamıyoruz ve ben ilk okuduğumda 5 kitaplık seriyi pdf olarak 3 günde bitirmiştim. Sonradan Türkçeye   çevrilmiş iki kitap daha eklendi ve ben bunu seriye yeniden başlamak için işaret olarak algıladım :D 

Serinin ilk kitabı Karanlık Ateş , bir yaz günü MacKayle Lane 'in Dublin' e yüksek lisans için giden kardeşi Alina Lane 'in cinayet haberini almasıyla başlıyor.Alina 'yı öldüren kişi bulunamıyor ve dava kapatılıyor. Ancak kahramanımız Mac'in elinde Alina 'nın öldürülmeden önce ona attığı gizemli ses kayıtları mevcut . Ve bu kayıtlarda gizemli bir kitaptan bahseden Alina , MacKayle Lane 'nin Dubline gitmesine ve kız kardeşinin katilini bulmaya yemin etmesine yol açıyor .
Kitabımız tam olarak basliyorrr :D 





Kitabın konusunu anlatırken fazla ayrıntıya giremiyorum çünkü , kitabımız spoilersız okunacak kitaplardan . Kitap hakkında duyduğunuz tek bir şey bile kitaba karşı heyecanınızı söndürebilir .
Kitabın içinde yaratılan dünya , o dünyanın orijinalliği sizi daha ilk sayfadan içine çekiyor. 
Karen Marie Moning fantastik yazma konusunda sınırları aşmış , orijinalliği bir bütün olarak elinde tutan bir yazar . Zaten okurken bile bunu hissedebiliyorsunuz. Kitabı okurken abartısız söylüyorum sayfaları yiyip yutuyorsunuz :D
Ve kitap bittiğinden bir sonraki kitaba resmen saldırıyorsunuz :D ( Bknz : hunhar :D ) 

Karanlık Ateş de serinin başlangıç kitabı olmasına rağmen hiçbir durgunluk yok. İlk sayfada nasıl heyecan tavan noktasındaysa orta sayfalarda hissedilen heyecanda aynı , son sayfalar da hissedilen de ...
Kitapta giriş geliş ve sonuç kısmı yok , yazar sizi direkt paldır küldür fantastik bir dünyaya çekiyor , gerekli bilgileri verip , kitap boyunca yolumuzu kendimizin bulmasını sağlıyor. Tıpkı karakterine yaptığı gibi.
Kitabımız her ne kadar klişe bir konu olan " intikam " üzerine kurulu olsa da yazar bir süreden sonra okuyucuya " intikamla harmanlanmış fantastik bir macera "  okutturuyor. Bu da diğer benzer türlerinden kitabımızı bir şekilde ayırıyor.

Biliyorsunuz, mutlaka okumuşsunuzdur. Fantastik kitaplarda bahsedilen dünyadan sonra işlenen bir konu daha var.Aşk , sevgi , baş karakterler arasında ilişki ... Siz ne diye adlandırırsanız. " Ateş Serisi " nde işlenen "ikili ilişki " seri boyunca ilmek ilmek işlenmiş. Seri bitene kadar esas adamımızın asıl esas adam olup olmadığını bile bilemiyoruz. 
Karakterler arasında gelişecek olan en başından beri belli olan ilişkiyi yazar seviye seviye , ufak ufak bize okuturak kitaptan daha fazla zevk almamızı sağlıyor.
Mıç mıç , yılışıkca bir ikili ilişki okumuyoruz , karakterlerin arasında gelişen o kıvılcımı hissederek ,tutku dolu bir ilişki okuyoruz. Ki ilk kitapta bu ilişkiye dair hiçbir belirti mevcut değil. Mac , yalanlama evresinde daha : D
Ehh buda Karanlık Ateş 'i diğer türlerinden bir tık daha uzaklaştırıp , orijinalleştiriyor.
Velhasıl Kelam Karanlık Ateş , gerek akıcılığı, gerek yazarın esprili dili , gerekse karakterlerinin orijinalliği nedeniyle fantastik kitap anlayisina yeni bir soluk getiriyor.
Muazzam bir seri başlangıcı..
Okuyun , okutturun ..

Puanım : 5/5


ALINTILAR 

Barrons: Hangisi olmak istiyorsunuz bayan Lane, hayatta kalan mı kurban mı? Dürüst olmam gerekirse, üzerinde çalışmak zorunda kalacağım ham madde ile hayatta kalanlardan olmanızı benim bile sağlayabileceğimden emin değilim. Ancak görünen odur ki bunu denemeye gönüllü olan tek kişi benim.
Mac: Oh, berbat birisin.
.
.
❤ “Malluce’yi havaya fırlattın. Önce paletlere çarpıp devirdi, oradan da 
çatallı kaldırıcıya bindirdi.”
“Güçlüyüm, Bayan Lane. Kaslarıma dokunmak ister misiniz?” Otuz 
iki dişi meydanda gülümsedi ama bunun gerçek bir gülümseme 
olmadığının farkındaydım ve o da farkında olduğumun farkındaydı. 
İki hafta önce olsa, gözümü korkutabilirdi.
.
.
❤ “Tamam, Barrons, zamanı geldi.”
“Bacaklarını tıraş etmene yardım etmeyeceğim,” dedi anında.
“Oh lütfen. Sanki ben buna izin verirdim de... Soru-cevap 
zamanını kastetmiştim.”
“Oh.”
.
.
❤ "Vampirler mi? Iyk. Tadı kaçtı. Onlarla ilgili yeterince şey anlatıldı. Zamanda yolculuk mu? Hah, mağara adamı davranışları gösteren insan azmanı bir dağlıyı her zaman bulabilirsiniz. Kurt adamlar mı? Oh lütfen, bu tam anlamıyla ahmaklıktır. İçindeki köpek tarafından yönetilen bir adamı kim ister? Sanki erkeklerin hepsi öyle değilmiş gibi..."
.
.
❤ "Kafamı yeterince derine gömebilirsem bana bakanı göremediğim gibi o da beni göremezdi. İnsanlar kabul etmemek için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, gerçeklik algıdan ibarettir. Sizi olduğunuz kişi haline getiren, inanmayı seçtiklerinizdir."  
 

Hunharca Okuyan Kız Template by Ipietoon Cute Blog Design and Bukit Gambang