epsilon yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
epsilon yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2020 Pazartesi

YALNIZLIĞIN KARA LANETİ-KİTAP YORUMU (Cursebreakers #1)



ARKA KAPAK

ÂŞIK OL, LANETİ BOZ.
On sekizinci yaşının sonbaharını tekrar tekrar yaşamaya lanetlenen Kordiyar veliahtı Prens Rhen, bir kızı kendine âşık edebilirse laneti kolayca bozabileceğini sanmıştı. Fakat önüne çıkan herkesi ayrım yapmaksızın parçalayıp öldüren bir canavara dönüştüğünde, işinin o kadar da kolay olmayacağını çabucak anlamış, sonunda kendi kalesini, ailesini ve umudundan geriye kalan son kırıntıyı da yok etmişti.
 
Harper için hayatta hiçbir şey kolay olmamıştı. Uzun süredir ortalarda görünmeyen babası, ölüm döşeğindeki annesi ve serebral palsisi nedeniyle devamlı kendisini küçümseyen abisi Harper’ı ayakta kalmak için sert ve dayanıklı olmaya mecbur etmişti. Ancak bir gün sokakta saldırıya uğrayan bir kadına yardım etmek isterken kendini bambaşka bir dünyada buldu.
 
LANETİ BOZ, KRALLIĞI KURTAR.
Harper nerede olduğunu ve neye inanacağını bilmiyordu. Prens mi? Lanet mi? Canavar mı? Harper, Rhen’le vakit geçirdikçe asıl tehlikenin ne olduğunu anlamaya, Rhen de Harper’ın, baştan çıkarması gereken sıradan bir kız olmadığını fark etmeye başlayacaktı. Fakat Harper’ı, Rhen’i ve ülkedeki herkesi Kordiyar’ın esiri olduğu lanetten kurtarmaktan daha fazlası gerekecekti.


YORUM

“Kalede başka sürprizler var mı?”
“Bugün değil.”
“O zaman burada kalmak istiyorum.” Sanki onu mutfaktan sürükleyerek çıkaracakmışım gibi masanın kenarını kavramıştı.
Başımı sallayıp kapıya döndüm. 
“Rhen,” dedi arkamdan.
Kapıda durup ona döndüm.
“Sana âşık olmayacağım,” dedi.
Söyledikleri şaşırtıcı değildi. İçimi çektim. “İlk olmayacaksınız."

Güzel Ve Çirkin retellinglerine karşı zaafım olduğunu muhakkak ki her yerden bağırarak söylediğim için duymuşsunuzdur. Yalnızlığın Kara Laneti'ni de işte bu zaafım yüzünden hiç vakit kaybetmeden aldım ve elime geldiği an da dayanamayıp okudum. Büyük bir ciddiyetle söyleyebilirim ki Yalnızlığın Kara Laneti bir retellingten fazlasıydı benim için. Canavarı gerçek bir canavar, güzeli var olan güzellik standartlarının biraz dışarısında, fantastik bir hikâye olmasına rağmen, gerçek duyguları, gerçek hikayeleri barındıran, beni tam anlamıyla dumur eden bir romandı. Gelecek ve paralel evren olarak nitelendirilen fantastik dünya, aşırı zekice uyarlanmıştı kurguya. Ve tüm bunların dışında kitabın seri olmasından mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama bütün duyguları yavaş yavaş en gerçekçi hâliyle, karakterlerin hiçbir zaman çizgisini bozmamasını görerek okudum. Ve gerçekten bu yavaşlığın içine yerleşen fantastik kurgu kitabı bir an bile bırakamamızı sağlayan heyecanı barındırıyordu. Zıtlıkların romanı diyebiliriz bu yüzden Yalnızlığın Kara Laneti için. Kurgusu aşırı hareketli ve yoğun, duygusu bir o kadar yavaş ve doyurucuydu.

Ben kitabı  ne beklerken ne buldum kafasıyla bitirdiğim için sonunu biraz garipsedim ancak bu kurguyu deli gibi sevip, karakterlere hayran olduğum gerçeğini değiştirmiyor tabii ki.


Bu yılın en severek okuduğum kitaplarına hızlıca giriş yaptı Yalnızlığın Kara Laneti. En kısa zamanda devam kitaplarını bekliyorum. Fantastik kurgu seven, alışılmışın dışında karakterlere hayran olan okuyuculara tavsiyemdir.

30 Eylül 2017 Cumartesi

COLLEEN HOOVER KİTAPLARI (CUMARTESİ ÖNERİLERİ #2)



Colleen Hoover ile tanışmam kitaplığımda daha kendine henüz yer edinmemiş Umutsuz ve Yeni Bir Umut adlı kitapları ile oldu. Umutsuz'u deli gibi e-kitap tükettiğim bir sırada rastgele indirmiş, klişe bir gençlik romanı olacak düşüncesiyle okumaya başlayıvermiştim hemen. Ehhh işte o zaman anladım Colleen Hoover 'ın asla hafife alınmayacağını. Umutsuz beni paramparça etmiş, ardından Yeni Bir Umut'u okuyunca da tamamen dağılmıştım. Bir süre etkisinden çıkamadım anlayacağınız bu iki romanın. Normalde önceden e-kitap okuyup kitaplığıma sonradan almayı severim romanları. Re-reading yapmak benim için bir nevi eğlencedir. Sanırım okuyalı epey geçti Umutsuz ve Yeni Bir Umut'u ancak almaya ciddi anlamda çekiniyorum. Yeniden okuyup o dehşeti ve "umutsuzluğu" hissetmek beni birazcık korkutuyor açıkçası. Ama tabi ki canı gönülden öneriyorum.


"Bazı babalar hayat verir. Bazıları hayatın nasıl yaşanacağını öğretir." (Umutsuz)

Colleen Hoover'ın okuduğunuzda hem bolca kalp kırıklığı hem de azıcık mutluluk hissettirecek bir diğer romanı Çirkin Aşk. Çirkin Aşk bana göre Colleen Hoover'ın kaleminin zirvesi. Normalde basit karşılanacak bir kurguyu karakterleri hissettirmesi, şiirsel ve nahif dili ile farklı bir kulvara sokuyor. Ben dağılmam bu romanda diyorsunuz ama bitirdiğinizde bir bakmışsınız hüngür hüngür ağlama hâlindesiniz. Ama bu değil ki kitabın türü dram. Hayır değil. Saf romantizm, eğlenceli diyaloglar ve şiirsel cümleler ile harmanlanmış bir kitap Çirkin Aşk. Henüz yazarın kalemi ile tanışmamışsanız Çirkin Aşk iyi bir başlangıç olabilir.


"Lisans eğitimimi burada alacağım ve sonra en iyi arkadaşım, Ian ve ben uçuş okuluna gideceğiz. Pilot olmak istiyorum. Sen ne olmak istiyorsun?"
"Mutlu," dedi gülümseyerek.
Bu harika bir cevaptı.

Ehh en son olarak Colleen Hoover'ı okumanız için en son nedeni olan herkes tarafından sevilemese de benim favorim Çarpılma'dan bahsedeceğim azıcık.

Çarpılma'nın konusu diğer iki kitaba göre hem daha klişe hem de daha hafif kaçsa da karakterleri ve okumaktan asla bıkmadığım şiir atışmaları ile benim en favori Colleen kitabım. İşaretlediğim bazı sayfalarını hâlâ ara sıra okuyup kâh kıkırdayarak kâh aşırı romantizm ve kalp çarpıntısı ile nefesimi tutarak okuyorum.



"Başkalarının kelimeleriniz hakkında ne düşündüğünün önemli olmamalı. O sahneye çıktığınızda, ruhunuzun bir kısmını paylaşıyorsunuz. Buna puan veremezsiniz."

Colleen Hoover okurken sizi hem deli gibi mutlu etmeyi hem de kalbinizi paramparça edip o parçalar ile vücudunuzda açabileceği kaç yara varsa hepsini açmayı başaran yegâne yazarlardan bana göre.

Basit bir konuyu basit karakterler ile birleştirse bile kaleminin hem nahif hem de dibine kadar sert olması sebebiyle kendisini daima türdaş yazarlardan ileri götürebilecek bana göre.

Eğer sizlerde romantizm ve günümüz gençlik konularının seveni iseniz Colleen'ın aşırı büyülü kalemi ile bir an önce tanışmanızı öneririm.

Sevgiler.

7 Aralık 2016 Çarşamba

YABANCI - KİTAP YORUMU ( OUTLANDER #1 )




ARKA KAPAK

Sene 1945.

Eski bir savaş hemşiresi olan Claire Randall, evine dönmüştür. Tekrar bir araya geldiği eşiyle ikinci bir balayına çıkar. Salisbury Düzlüğü’nde bulunan tarihi taş çemberini ziyaret ederler. Bu taşlardan birine dokunan Claire birden kendini, savaş yüzünden yıkılmış ve gruplaşmış sınır baskınlarına maruz kalan İskoçya’da bir yabancı olarak bulur. Sene 1743’tür.
Anlayamadığı güçler tarafından zaman içinde geçmişe savrulan Claire, hayatı için tehdit oluşturabilecek mülk sahipleri ve casusların arasına düşmüştür. Cesur bir İskoç savaşçısı olan James Fraser, Claire’e öyle sınırsız bir aşk sunar ki, genç kadın sadakat ve tutku gibi iki zıt duygunun arasında sıkışıp kalır. Farklı zamanlarda yaşayan ve hiç ortak özellikleri olmayan bu iki adam arasında bir seçim yapması gerekmektedir.







'Kanın benim kanım, 
Kemiğin benim kemiğim
Bir olabilmemiz için vücudumu 
Ölene kadar da ruhumu sana sunuyorum...'

Hafifçe omuz silkti. 'Aslında diğer yeminlerle aynı, bu belki biraz daha ilkel...'

Sarılı bileğime baktım. 'Evet, bu konuda hemfikirim.'





'Evet, Sassenach,' dedi sesinde hafif bir keder vardı. 'Senin efendinim... Sen benimsin. Kendi ruhumu kaybetmeden seninkine sahip olmam imkansızdı.'







YORUM

Herkese Merhabalar!

Hayatınızda okuyabileceğiniz en duygusal , en tarihi , en fantastik , en aşk dolu , en tatlı , en entrikalı ve en acımasız yani kısaca içinde her türlü en'i barındıran kült serinin aynı adla çıkmış ilk kitabı Yabancı yorumuyla bugün sizlerleyim.

Asıl yoruma geçmeden önce kitabın bende bıraktığı duygusal yoğunluk ve yerine başka bir şey  konulamayacak şekilde derin bir izler bıraktığını söylemeliyim.

Kitabımız her ne kadar "olaylar" etrafında çevrelenmiş tarihi roman özelliği taşısada , duygu yoğunluğu, verdiği,vereceği o anlamsız hisler silsilesi açısından tam anlamıyla romantik ve dram kitabı.
Tarihi yoğunluk, ikili ilişkilerin anlamsız çekiciliği, hikayeye renk katarak zaman yolculuğu temasıyla Yabancı tam anlamıyla efsane kitaplardan biri oldu benim için.

Kitabı edinip , okunacaklar listemin en sonunda bir yerlere koyduğumda tek isteğim kitaba , seriye başlamak için deli cesaretiydi.
Ve bu deli cesareti ise 2016 yılının son ayında okuyacağım ilk kitap olarak Yabancı 'yı seçmemle ortaya çıktı
Seriye başlama korkum , serinin kitaplarının tuğladan hallice kalınlıkta olması ve çevreden duyduğum asılsız bilgiler ile "sıkılacaksın ! " kelimesini sıklıkla duymam ile başladı.

Ve şimdi sizlere bu yorumda anlatmak istediğim iki ana şey var ;
1) Tuğlalardan korkmamanız aksine sevmeniz gerektiği ve
2) Asla ordan burdan duyduğunuz sözlere inanmamanız gerektiğini vurgulamak 

Öncelikle Yabancı kurgusu itibariyle sürekli olay akışı içerisinde. Tarihi bir boyutu olduğu için de bu olay akışı hiçbir şekilde hız kesmeyip , o dönemin entrikaları, savaşları ve insanları nedeniyle daha renkli daha heyecanlı bir hale geliyor. Bu olaylarda kitabın başından sonuna kadar akıcılığı , sürükleyiciliğe sahip olmasının sağlıyor haliyle.
Kitabımızın,bir serinin başlangıç kitabı olmasına rağmen bir yavaşlığı, o klişeleşmiş ilk kitap da olan karakter tanıtımı, ortam tanıtımı amacı taşımıyor.

Direk kurgunun içine aniden dalıveriyorsunuz. Ana karakterimiz Claire ile o sihirli taşlara dokunmuş ve birden kendimizi onunla birlikte geçmişte bulmuşsunuz gibi.

Ve bu tarihi kurgu da bir nevi olayın içine çekilmenin için ana etkenlerden biri bence . Çünkü "gerçeklik" okuduğumuz anda bizi içine çekiyor , Claire'ın anlatımı  derin bilgisi ile bu olay taçlanıyor okuyucunun nezdinde .
Çünkü bu kurgu bir nevi gerçek..
.
Objektiflik konusunu hiçbir anlamda tartışamayız , kurgunun gidiş yönü tamamen farklı ama okuyucuya aktardığı gerçek olaylar silsilesi kitaba farklı bir gözle bakmamızıda sağlamıyor değil .

Yabancı bana göre "tezat" kavramınıen açık bir şekilde içinde bulunduran en nadide eserlerden birisi.

Konu çeşitliliği, birbirlerine zıt duyguların hepsini bir şekilde biz okuyoruz Yabancı'da.



"Sassenach"
"Evet."
"Sana anlattığım içimdeki kaleyi hatırlıyor  musun ? "
"Hatırlıyorum. "
Gözlerini açmadan gülümsedi. Bu arada elini bana uzatmıştı.
" Onu yeniden inşa etmeye başladım. Yağmurdan korunacak derme çatma çatısı bile var. "

Kitabın bir diğer harika yönü olgun , aklı başında karakterlere sahip olması.

Claire , kitaba en başından beri renk katan , olgunluğu ve zekası ile yön veren ,son derece hoşuma giden kendine bir takım tavırlarıyla hayran bıraktıran bir karakter.
Başına gelen talihsiz olaylarlardan sonra cesaretinin hiç kırılmadığına , ailesine , aşkına sahip çıkan bana göre oldukça fedakar bir karakter.

Aşkına da son derece saygı duyduğumu belirtmeliyim.

Bir diğer ana karakterimiz , gönüllerin efendisi , kalbimizin fatihi Jamie Fraser dan bahsetmeden geçersen sanki okuduğum kitaba ihanet olacakmış gibi geliyor .
Onun o güzel kalbi , düşünceleri , hayran olunası cesareti ve yaptığı o büyük fedakarlıklar, şuana kadar okuduğum tüm romanların erkek karakterlerini gözümde sildi sadece kendini bıraktı o derece 

Karakterlerin aralarında var olan yaş farkına rağmen birbirlerini son derece iyi tamamladıklarını düşünüyorum ben .
Jamie 'nin Claire başa çıkma sahneleri kitapta gerçekten sevilesi yerlerden biri oldu benim için.
İkisinde de var olan zeka ve olgunluk , düşünce tarzlarının aynı olmasına , hissettikleri o derin aşk ise kitaba renk katan tutkunun açığa çıkmasına neden olmuş.
İyi ki de olmuş 

Serinin diğer kitaplarında neler olur bilmem , tahminim de yok ama benim için , gerçekten hissedilebilen çiftlerden biri oldular.

Kitap da değineceğim bir diğer nokta ise yazılan her günümüz kitabının yüzde ellisinde mutlaka bulunan mükelleştirilmiş karakterler içermemesi.

Okuduğumuz hiçbir karakter mükemmel değil , karakterlerin kusurlarını yazar örtmemiş , apaçık bir şekilde göstermiş. İşte bu da bir yönden kurguyu başta da dediğim gibi inanılır ve gerçek kılıyor.
Son sayfalarda ki o ağır olayı ben gerçekten beklemiyordum. Tamam tahminim vardı ancak bu kadar ağır sonuçlar getirip, bir de karakterin psikolojik olarak çökmesini , okuyucunun üstüne ağır bir hüzün dalgası itip , bununla başa çıkmasını sağlamak bence cesaret işi.Ki öyle yenilir yutulur , hazmedilir bir olay değil , gözyaşlarını sel olduğunu , yüreğimin dağlandığını belirtmeliyim.

Eh böyle bir acı , böyle bir sınav bu kitap için gerekli miydi diye soracak olursanız ; takındığım tavır , istediğim şey her ne kadar gereksiz bir olay olduğu konusunu bana hatırlatsa da , kurgunun gidişatı yönünden gerekliydi.
Bir sınavdı , sonuçları oldu ve başa çıkıldı.En azından kitabın görünen kısmında başa çıkıldı ben hala olayı hazmetme aşamasındayım .

Sonuç olarak fazla uzatmadan enlerin , zıtlıkların , benzersiz kurgunun en nadide örneği Yabancı'yı sizlere önermeden geçemeyeceğim.

Bana her anlamda ikilemleri yaşayıp bir sayfasında kahkahalara boğularak ,diğer sayfasında salya sümük ağlatabilen ender kitaplardan birisiydi.

En önemlisi gerçek dışı bir hikayeyi son derece gerçek olaylar silsilesi ile birleştirip kocaman , devasa bir seri yazmak her yazarın harcı değil.


Sayfa kalınlığına, kitap fazlalığına aldırmayıp , benim gibi deli cesareti ile başlamayı düşünenlere hemmen başlamaları gerektiğini öneriyorum .




11 Haziran 2016 Cumartesi

KARANLIK ATEŞ - KİTAP YORUMU & ALINTILAR ( ATEŞ SERİSİ #1)


ARKA KAPAK

Karanlıktan korkar mısınız? 
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir ve yeri geldiğinde insanlar gördüklerine de inanmamalıdır... 
Güzel, akıllı ve normal biri olmak, görünürdekinin gerçeğini ortaya çıkarmaya yeter mi bilinmez ama MacKayla bu özelliklere sahip bir kadın olarak gerçekler için çaba sarf edecektir. 
Tek amacı, diğer tüm normal insanlar gibi mutlu ve sade bir hayatı varken kardeşinin öldürülmesi ile mantıklı bir açıklama getiremediği tuhaflıklara son vermekti. 
Anne ve babasına olan sadakatini çiğneyerek kardeşinin katilinin peşine düşen Mac, İrlanda'ya gider. Çıktığı yolculuk, onu hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, iyi ile kötünün aynı derecede tehlike yarattığı karanlık bir dünyaya sürükler. Kısa süre içerisinde ise daha da büyük bir meydan okumayla karşı karşıya kalır: Sahip olduğundan haberdar bile olmadığı gücünü insanlık âleminin ötesindeki, tehlikeli Fae âlemini görebilme yeteneği kullanmayı öğrenir ve istenilenden çok daha uzun bir süre hayatta kalmayı başarır. 
Her hareketi, geçmişi olmayan ve Mac'in hayal ettiği gelecekle alay eden bir erkek olan karanlık ve gizemli Jericho tarafından gölgelenir .

YORUM

Selamlar . Haziran ayının 4.kitabı olan , aynı zamanda re- read yapmaya doyamadığım , en en en favori serimin ilk kitabı Karanlık Ateş yorumuyla sizlerleyim.
Çok çok söylüyorum hatta sanırım sizi artık bıktırdım ama Ateş Serisi 'nin yeri bende çok ayrı... İlk iki kitabının baskısı olmadığı için bulamıyoruz ve ben ilk okuduğumda 5 kitaplık seriyi pdf olarak 3 günde bitirmiştim. Sonradan Türkçeye   çevrilmiş iki kitap daha eklendi ve ben bunu seriye yeniden başlamak için işaret olarak algıladım :D 

Serinin ilk kitabı Karanlık Ateş , bir yaz günü MacKayle Lane 'in Dublin' e yüksek lisans için giden kardeşi Alina Lane 'in cinayet haberini almasıyla başlıyor.Alina 'yı öldüren kişi bulunamıyor ve dava kapatılıyor. Ancak kahramanımız Mac'in elinde Alina 'nın öldürülmeden önce ona attığı gizemli ses kayıtları mevcut . Ve bu kayıtlarda gizemli bir kitaptan bahseden Alina , MacKayle Lane 'nin Dubline gitmesine ve kız kardeşinin katilini bulmaya yemin etmesine yol açıyor .
Kitabımız tam olarak basliyorrr :D 





Kitabın konusunu anlatırken fazla ayrıntıya giremiyorum çünkü , kitabımız spoilersız okunacak kitaplardan . Kitap hakkında duyduğunuz tek bir şey bile kitaba karşı heyecanınızı söndürebilir .
Kitabın içinde yaratılan dünya , o dünyanın orijinalliği sizi daha ilk sayfadan içine çekiyor. 
Karen Marie Moning fantastik yazma konusunda sınırları aşmış , orijinalliği bir bütün olarak elinde tutan bir yazar . Zaten okurken bile bunu hissedebiliyorsunuz. Kitabı okurken abartısız söylüyorum sayfaları yiyip yutuyorsunuz :D
Ve kitap bittiğinden bir sonraki kitaba resmen saldırıyorsunuz :D ( Bknz : hunhar :D ) 

Karanlık Ateş de serinin başlangıç kitabı olmasına rağmen hiçbir durgunluk yok. İlk sayfada nasıl heyecan tavan noktasındaysa orta sayfalarda hissedilen heyecanda aynı , son sayfalar da hissedilen de ...
Kitapta giriş geliş ve sonuç kısmı yok , yazar sizi direkt paldır küldür fantastik bir dünyaya çekiyor , gerekli bilgileri verip , kitap boyunca yolumuzu kendimizin bulmasını sağlıyor. Tıpkı karakterine yaptığı gibi.
Kitabımız her ne kadar klişe bir konu olan " intikam " üzerine kurulu olsa da yazar bir süreden sonra okuyucuya " intikamla harmanlanmış fantastik bir macera "  okutturuyor. Bu da diğer benzer türlerinden kitabımızı bir şekilde ayırıyor.

Biliyorsunuz, mutlaka okumuşsunuzdur. Fantastik kitaplarda bahsedilen dünyadan sonra işlenen bir konu daha var.Aşk , sevgi , baş karakterler arasında ilişki ... Siz ne diye adlandırırsanız. " Ateş Serisi " nde işlenen "ikili ilişki " seri boyunca ilmek ilmek işlenmiş. Seri bitene kadar esas adamımızın asıl esas adam olup olmadığını bile bilemiyoruz. 
Karakterler arasında gelişecek olan en başından beri belli olan ilişkiyi yazar seviye seviye , ufak ufak bize okuturak kitaptan daha fazla zevk almamızı sağlıyor.
Mıç mıç , yılışıkca bir ikili ilişki okumuyoruz , karakterlerin arasında gelişen o kıvılcımı hissederek ,tutku dolu bir ilişki okuyoruz. Ki ilk kitapta bu ilişkiye dair hiçbir belirti mevcut değil. Mac , yalanlama evresinde daha : D
Ehh buda Karanlık Ateş 'i diğer türlerinden bir tık daha uzaklaştırıp , orijinalleştiriyor.
Velhasıl Kelam Karanlık Ateş , gerek akıcılığı, gerek yazarın esprili dili , gerekse karakterlerinin orijinalliği nedeniyle fantastik kitap anlayisina yeni bir soluk getiriyor.
Muazzam bir seri başlangıcı..
Okuyun , okutturun ..

Puanım : 5/5


ALINTILAR 

Barrons: Hangisi olmak istiyorsunuz bayan Lane, hayatta kalan mı kurban mı? Dürüst olmam gerekirse, üzerinde çalışmak zorunda kalacağım ham madde ile hayatta kalanlardan olmanızı benim bile sağlayabileceğimden emin değilim. Ancak görünen odur ki bunu denemeye gönüllü olan tek kişi benim.
Mac: Oh, berbat birisin.
.
.
❤ “Malluce’yi havaya fırlattın. Önce paletlere çarpıp devirdi, oradan da 
çatallı kaldırıcıya bindirdi.”
“Güçlüyüm, Bayan Lane. Kaslarıma dokunmak ister misiniz?” Otuz 
iki dişi meydanda gülümsedi ama bunun gerçek bir gülümseme 
olmadığının farkındaydım ve o da farkında olduğumun farkındaydı. 
İki hafta önce olsa, gözümü korkutabilirdi.
.
.
❤ “Tamam, Barrons, zamanı geldi.”
“Bacaklarını tıraş etmene yardım etmeyeceğim,” dedi anında.
“Oh lütfen. Sanki ben buna izin verirdim de... Soru-cevap 
zamanını kastetmiştim.”
“Oh.”
.
.
❤ "Vampirler mi? Iyk. Tadı kaçtı. Onlarla ilgili yeterince şey anlatıldı. Zamanda yolculuk mu? Hah, mağara adamı davranışları gösteren insan azmanı bir dağlıyı her zaman bulabilirsiniz. Kurt adamlar mı? Oh lütfen, bu tam anlamıyla ahmaklıktır. İçindeki köpek tarafından yönetilen bir adamı kim ister? Sanki erkeklerin hepsi öyle değilmiş gibi..."
.
.
❤ "Kafamı yeterince derine gömebilirsem bana bakanı göremediğim gibi o da beni göremezdi. İnsanlar kabul etmemek için ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, gerçeklik algıdan ibarettir. Sizi olduğunuz kişi haline getiren, inanmayı seçtiklerinizdir."  

2 Ocak 2016 Cumartesi

Çirkin Ask - Colleen Hoover - Kitap Yorumu

                                  
  

KÜNYE
Çeviri:   Kübra Tekneci
Orijinal Ad : Ugly Love
Sayfa Sayısı : 368
Tür : Genç Yetişkin / Romantik 


ARKA KAPAK


New York Times’ın çok satan yazarı Colleen Hoover yürekleri sızlatan yeni bir aşk hikâyesiyle
geri dönüyor.

Tate Collins havayolu pilotu Miles Archer’la tanıştığında, bunun ilk görüşte aşk olduğunu düşünmez. Birbirlerini arkadaş olarak görecek kadar bile iletişim kurmazlar. Tate ve Miles’ın tek ortak noktası birbirlerine karşı inkâr edilemez bir çekim hissetmeleridir. Tutkularını açıkça ortaya koyduklarında, kusursuz bir planları olduğunu anlarlar. Genç adam aşk peşinde değildir, genç kadının ise aşka ayıracak vakti yoktur, geriye sadece seks kalır. Tate, Miles’ın ona sunduğu iki kurala uyduğu sürece anlaşmaları şaşırtıcı bir şekilde sorunsuz olacaktır.

Asla geçmişim hakkında soru sorma.
Bir gelecek bekleme.

İdare edebileceklerini düşünürler, ama çok geçmeden bunun hiç de kolay olmadığını anlarlar.

Kalplere sızılıyor.
Sözler bozuluyor.
Kurallar çiğneniyor.
Aşk çirkinleşiyor. 



YORUM

Selam :) Dün gece Çirkin Aşk ı bitirdim. Normalde kitabı bitirir bitirmez yorumunu girerim ama Çirkin Aşk bende soğuk duş etkisi bıraktı . Kendime gelemedim bir süre -,-Neyse yoruma geçmeden önce konudan bahsedeyim ;

Tate Collins hemşirelik yüksek lisans diplomasını almak için eğitim görüyor bu sürede iş buluyor ve abisinin yanına taşınıyor.  Abisini karşı komşusu Havayolu pilotu Miles Archer ile tanıştığında karşı konulmaz bir çekim hissediyor ve bu his karşılıklı. Bu hissi açıkça ortaya koyduklarında bir plan yaparlar ve bu planın içinde aşk yoktur.
Geriye sadece hissettikleri cinsel çekim kalıyor  ama işler Tate için hiç umduğu gibi olmuyor.



Çirkin Aşk konu itibariyle ilgi çekici aman aman bir konuyu anlatmamış . Klasik bir konu , klasik yaralı bir geçmiş  harikulade bir anlatım... İlk okuduğumda hayal kırıklığına uğradım gerçekten . Ama kitap ilerlediğinde konunun sıradanlığı bir şekilde beni etkiledi. Grinin Elli Tonu ' nda okumuştum , sanırım Ana söylüyordu ." Sıradanı sıradışılığa yüceltmiş " Hah işte yazar Çirkin Aşk ta bunu yapmış. Sıradan bir konuyu okadar ince , o kadar derin işlemiş ki etkilenmemek elde değil. Kitapta ayrıca hoşuma giden konu Miles ın geçmişini şiirsel bir şekilde anlatması , o kadar hoşuma gitti ki. 
Ve Miles Archer bu adama aşık olmamak elde değil , çektiği acılara , sevgisi  o kadar büyük ki  adamı göğsünüze yaslayıp " geçecek bebeğim , hepsi geçecek !" diyesiniz geliyor. Aşkın sadece iyi yanlarının olmadığını ,çirkin yönlerinin de olduğunu bir şekilde bize aktarıyor. 
Biliyorsunuz yakında Miles Archer 'ı film olarak izleyeceğiz . Yahu sizce o fragman kitabı hiç yansıtmış mı ? Bence yansıtmamış.  Miles Archer  mavi  gözlü bir kere tamam mı ? � İnşallah berbat etmezler . Her neyse... Bu Kitap sadece bir hikâye anlatamıyor , aşkın nelere neden olduğunu , hayatın tozpembe olmadığını  anlatıyor. Bu yüzden fazla geç kalmayın , elinize alın ve hemen okuyun :) 

Puanım : ⭐⭐⭐⭐❇/5







 

Hunharca Okuyan Kız Template by Ipietoon Cute Blog Design and Bukit Gambang