yabancı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Temmuz 2020 Salı
Benim Biricik Hayatım - Kitap Yorumu
ARKA KAPAK
Bu hayatta benim için başka ne var?
Rachel Walker’ın tüm hayatı çoktan planlanmıştı. Ne okuyacağına, nerelere gidebileceğine, ne giyeceğine ve hatta nasıl biriyle evleneceğine bile karar verilmişti. Ona dair her şeyin idaresi, ailesinin ve cemaatin sorumluluğundaydı. Fakat özellikle uzak tutulduğu dünyaya dair bitmeyen merakını bastırmakta zorlanıyordu.
Babasının sıkı sıkıya uyguladığı kurallarla örülü sırça fanus, cemaatin baskılarından kaçan bir kızın tekrar kasabaya dönmesiyle çatırdamaya başladı. Rachel’ın bir blogda okuduğu isyan çığlığı, içinde hiç bilmediği yaraları tekrar kanatırken hayatının iplerini eline almak için savaşmaktan başka şansı olmadığını anlayacaktı.
YORUM
"Söyle bana, nedir planın, ne yapacaksın, o biricik, vahşi ve kıymetli hayatınla?"
Bütün hayatınızın siz doğmadan önce planlandığını düşünün. Her yaş döneminizde yapacaklarınızın belli olduğunu. Yaşam amacınızın, birisine eş ve anne olarak belirlendiğini. Ve bir gün bu planlanan yaşantınızın, adeta patlamaya hazır bir bombanın uyarı ışığı gibi zihninizde yanıp söndüğünü. İşte Benim Biricik Hayatım böyle başlıyor. Planlanan bir yaşam ve saplantılı bir düşünce tarzının egemen olduğu bir ortamda.
Rachel Walker ve ailesi Calvary Hristiyan Cemaatine mensup, çok çocuklu bir aile. Kahramanımız Rachel, aşırı katı cemaat kurallarıyla büyümüş, kadınların tek amacının sadece eş ve anne olarak tanımlandığı, teknolojinin kısıtlanmış, eğitimin sadece evde verildiği, cemaat dışına itilenlerin ayıplandığı ve bana göre en ağırı cemaat kurallarına uymayanların beyin yıkama kamplarına gönderildiği bir yaşama sahip. Küçüklükten beri bununla yaşadığı için sesini çıkaramıyor çünkü yaşamı bunu gerektiriyor. Başka bir şey görmemiş, yaşamamış.
Ama bir gün sorgulamaya başlıyor. Neden eğitim göremiyorum diyor mesela. Babası okuduğu kitabı sırf kendi dünyalarına ait değil diye yırtınca bu sorgulamalar üst sınıra ulaşıyor ve bir gün kendisini cemaatten, deyim yerindeyse kaçmış bir kadın ile iletişim halinde buluyor. Ve böylece kitabımız başlıyor.
Öncelikle söylemek istiyorum ben kitaba gerçekten o kadar beklentisiz başladım ki, her şeyin üstün körü geçilip biteceğini düşünüyordum. Yazarın diğer kitabını çok fazla sevmemiştim çünkü. Ama Benim Biricik Hayatım gerçek bir kendini bulma hikâyesi. Cemaatten soğuma aşamaları, Rachel'in daha 17 yaşında o kozadan bir hamlede çıkması ve kendi hayatına, dinine farklı bir bakış açısı ile bakıp araya aracı koymadan inancını yaşamasına bayıldım. Her sayfada mi gözleri dolar bir insanın benim doldu.
Öyle ki kitabın benim için dönüm noktası olan bir sahnesi var, tetikte bekledim istediğim şeyi vermeyecek diye ama verdi ve kitabı benim için en üst noktaya çıkaran şey buydu. Açık yüreklilikle söylüyorum bu yıl okuduğum, beni en çok etkileyen kitap olabilir. Hafif Unorthodox tadı var ama bence Benim Biricik Hayatım daha güzel.
Özellikle cemaat kavramına farklı bir bakış açısı bakmayan isteyen, kendini bulma hikayelerinin hastası okurlara tavsiyemdir.
Etiketler:
KİTAP YORUMLARIM,
yabancı yayınları
12 Nisan 2020 Pazar
DÜŞLERİNİ YAKALA - KİTAP YORUMU
YORUM
"Başka birinin acısına yaklaştıkça kendi acımı daha derinden hissediyordum. Üstelik acı, kapısı ya da penceresi olmayan bir yerdi. Hiç kaçışı yoktu."
Düşlerini Yakala, bu sene içerisinde okumaktan en keyif aldığım kitap olabilir. Yazarın bizde çıkan ilk kitabı Renkli Göğün Altında geçen sene favorilerimden biriydi. Yani ne yazsa okurum dediğim yazarlar içerisine girdi diyebilirim. Duygu geçişleri, romantizm dozu, değindiği hassas toplumsal sorunları kurgusuna yedirerek nahif bir şekilde vermesi diğer kitaplardan ayırıyor bana göre.
Düşlerini Yakala da Amerika da azınlık olarak bulunan Çin halkından bahsediliyor. Kendilerine ayrılmış mahallede yoksulluk ve ırkçılığa maruz kalan Mercy, iş kurma hedefininin ilk hedefi olan bir kız lisesine kayıt olması ile başlıyor. Ama sonra bu hedefi yerle bir edecek bir olay oluyor. Bir deprem. Ve kitabımız bu olayla şekilleniyor, evriliyor ve okumak daha keyifli hale geliyor.
Benim okumaktan en rahatsız olduğum konu ırkçılıktır. Okurken beni üzer bu konu. Çok hassas ve üzücü bir olay bana göre. Düşlerini Yakala da bu konu üzerinde döndüğü için kalbim kırıla kırıla okudum. İnsanların ten rengi yüzünden bir takım haklardan mahrum bırakılması Mercy üzerinden çok çarpıcı bir şekilde verilmişti. Azmi, cesareti ve sevgi dolu kalbiyle yavaş yavaş insanların gözlerinde kendini ispat etmesi kitapta en sevdiğim şeydi diyebilirim.
Ben sonunu okurken daha farklı hayal ettiğim için sonu için az buçuk hayal kırıklığı yaşıyorum. Bunun dışında aşırı keyifli, çok güzel konulara değinen, aklımda uzun süre yer edinecek kitaplar arasına girdi. Canı gönülden öneririm.
Sevgiler
Etiketler:
Kitap Yorumları,
yabancı yayınları
SEVİP SEVMEDİĞİME BİR TÜRLÜ KARAR VEREMEDİĞİM 2 KİTAP ( JANE STEELE VE ALİCE HART'IN KAYIP ÇİÇEKLERİ)
YORUM
Alice o günü, hayatını geri dönülmez şekilde değiştiren gün olarak hatırlayacaktı her daim, ancak anlaması yirmi yılını alacaktı: Hayat ileriye dönük yaşanır ancak geriye dönük algılanır. Tam ortasında dururken manzarayı görmek mümkün değildir.
Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri'ne başlarken beni bu kadar üzüp yıpratabileceğini düşünmüyordum. Cıvıl cıvıl bir kapak, çiçeklerle dolu rengârenk bir konu nasıl bu kadar yorabilir ki insanı değil mi. Ama kitabı bitirip kapağını kapattığımda gerçekten yorulduğumu, kitabın kapağına tezat o kapkaranlık atmosferinin beni yıprattığını farkettim. Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri'ne bir iyileşme hikâyesi, küçük bir kızın kendini bulma yolculuğu diyebilirdim eğer son 100 sayfayı okumasaydım. Ancak yazar kendi içinde bir tezata düşmüş ki kitabımızın kahramanı Alice Hart iyileşecekken kendisini kısır bir döngü içinde buldu. Ve bu hüzünlü bir olaydı benim için. Kadının hayatına yön verebilmesi için onu çevresinin kurguladığı bir hayata mahkum etmek, bundan kurtulduğunda başına gelen her şeyin bir anda yine en baştan tekrar etmesi.
Var olabilmek için geçmişine mi sırtını dönsün, geleceğini mi kucaklasın bir türlü karar veremedik hem yazar hem de okur olarak. Ve bu eziyetti bana göre. Hem okura hem de o kadar yükün altında kalmış ana karaktere. Kitabın beni yoran kısmı da buydu işte. Bunun dışında tam bir çiçek cahili olduğum için bölüm başlarında yer alan çiçek adları, ne anlama geldikleri (bu kurgu olsa bile) benim için bulunmaz bir nimetti.
Alice Hart'ın Kayıp Çiçekleri aşırı güzel, etkileyici bir roman değil. Gerçekçilik boyutu hem yüksek hem de bir parça fantastik (kurgu fantastik değil, yaşanılanlar gerçek dışı) bir hikâye bana göre. Yazar bütün tezatlıkları kitapta vermiş. Bunun bilincinde okursanız seversiniz diye düşünüyorum.
Sevgiler.
YORUM
"Anneme yeniden kavuşmak için cehenneme gitmem gerekiyorsa,o halde öyle olsun.Ben de bir başka ete kemiğe bürünmüş felaket olacağım o halde.Ama gayet güzel bir felaket."
Jane Steele, Jane Eyre'nin nahif ortamının aksine daha korkunç, daha acımasız ve daha karanlık bir hikayeye sahip. Antikahraman bir ana kadın karakterimiz var aslında. Yaptığı şeyler kendince doğru olsa da toplum nezdinde kabul görmüyor. İnsanların kötülüklerini Jane Eyre'nin sakın affediciliği ile asla kabullenmeyip adeta kendi öyküsünü yaratıyor.
Hem tuhaf bir akıcılığa hemde akıllara ziyan bir durgunluğa sahip. Bütün zıtlıklar kitapta toplanmış gibi. Jane Eyre seven, onun bambaşka bir tarafına farklı gözle bakmak isteyen okuyuculara tavsiyemdir.
Etiketler:
Kitap Yorumları,
yabancı yayınları
2 Mart 2020 Pazartesi
Sonsuz +Bir - Kitap Yorumu
ARKA KAPAK
Sen ve Ben
Dünyaya Karşı Biz
Bonnie Rae Shelby, milyonların sevgilisi bir süperstardı. Akıl almayacak kadar zengin, melekler kadar güzeldi. Ve yüzündeki mutluluk maskesinden sıkılan Bonnie’nin tek istediği ölmekti.
Finn Clyde ise hiç kimseydi. Paramparça ruhunu, dehası ve alaycılığıyla saklamaya çalışsa da bu hayatta elinde sadece onu karanlık geleceğine bir adım daha yaklaştıracak umutsuz bir yolculuk vardı.
Bir anlık şefkatle hayatlarını baştan yaratacak bu ikiliyi önemli bir seçim bekliyordu: Arkanı dönüp kendini kurtar ya da sahip olduğun her şeyi riske at. Geçmişini ardında bırakamayan adam ve geleceğiyle yüzleşemeyen kadın için geri sayım daha onlar tanışmadan başlamıştı.
Adaşlarının kaderini yaşamaktan kaçabilirler miydi yoksa tarih tekerrürden mi ibaretti?
YORUM
"Biz Bonnie ve Clyde'ız! Aranan ve aranmayan. Kafese kapatılan ve köşeye sıkıştırılan. Biz kaybolduk ve yalnızız. Biz büyük, karman çorman olmuş bir karmaşayız. Biz kaba tahmin gibiyiz. Başka hiçbir yeri, hiç kimsesi olmayan iki insanız ve birdenbire bu bana yeterli geldi! Sana yeterli gelmediği için üzgünüm."
Sonsuz +Bir; yıllardır beklediğim, Amy Harmon açlığımı dindirecek gözüyle baktığım benim için en beklenilen kitaplardan biriydi. Ama bu hevesle bekleme olayını, kitabı bitirdikten sonra yapmama kararı aldım çünkü hepimizin bildiği gibi beklenti ne kadar artarsa sonuç o kadar düşük oluyor.
Amy Harmon, klişeleşmiş kurguları bile sıradışılığa taşıyan bir kaleme sahip. Meh dediğimiz olayları bile kalemi ve karakterleri ile yumuşatabiliyor, kurguyu zarifleştirip okuyucuyu kendine hayran bırakabiliyor. Sonsuz +Bir'de de bu böyleydi. Kaçak bir süperstar, hapisten yeni çıkmış matematik dehası bir erkek karakter ile bir yolculuk hikâyesi yazmak tam Amy Harmon'luk bir olay işte. Televizyon da izlesek tam Disney Channel da yayınlanmalık dizi, gerçek hayatta olsa ilginç bir magazin olayı bu kurgu. Eh sen bu kadar sevdin olayı, okurken de eğlenmişsin bakıyoruz diyebilirsiniz. Eğlendim, hüzünlendim bir de üstüne. Ama kitabı kapatıp kenara koyduğumda dopdolu bir eksiklik ile mücadele ettim.
Bir şey eksikti.
Karakterlerden birine ısınamamıştım. Çoğu yerde kurguyla olan bağımı koparmıştım. Bu Amy Harmon değildi, olamazdı. Böyle hissettirmemeliydi. Üstüne düşünüp, bunları sizlere aktarmaya karar verdiğimde abarttığıma karar verdim. Yazarın diğer kitaplarını sevmiştim, aynı beklentiyle başlayınca tabi ki eksiklik hissedecektim. Sonuçta her kitabı aynı düzeyde sevecek, etkilenecek halim yoktu.
Sonuç olarak, Sonsuz +Bir de karakterlerin karar verme süreçlerini, kurgunun tek düze gidişatını sevemedim. Bir yerden sonra kitaptan kopmama sebep oldu bu olay. Ama yazarın bu kurguyu ele alış biçimine her zamanki gibi hayran kaldım. Yazarı seviyorum ne diyebilirim ki. Eğer sizler de benim gibi yazara aşırı hayran olanlardansanız bana göre kitabı tamamen yazar dışı ele alın.
Umarım o zaman hayran kalırsınız. Sevgiler 🌸
Etiketler:
2020,
kitap yorumlarım,
yabancı yayınları
20 Şubat 2020 Perşembe
Sen, Ben Ve Yıldızlar - Kitap Yorumu
ARKA KAPAK
AŞK, ZAMANI BİLE ALT EDECEK KADAR GÜÇLÜYDÜ.
Ortadoğu ve ABD, nükleer bir savaş sonucunda yeryüzünden tamamen silinmişti. Artık egemen güç, bireyselliğin ön planda olduğu ve herkesin üç yılda bir dünyanın farklı bir köşesine taşınmasını gerektiren Avrutopya’ydı. Katı kurallarla korunan ütopyanın en ateşli savunucularından olan Max, Carys’e ilk görüşte âşık oldu. Fakat bu yeni dünyada genç âşıklara yer yoktu, beraber olmak için tek şansları yıldızlara ulaşmaktı.
Ve sonra her şey tepetaklak oldu.
Uzayın karanlık boşluğuna hapsolmuş Carys ve Max’in sadece doksan dakikaları vardı. Kaçınılmaz sona doğru ilerlerken, geçmişlerini ve arkalarında bıraktıklarını düşünmeden edemiyorlardı. Kendilerini bir türlü evlerine ait hissedemeseler de birbirlerinden vazgeçmeye niyetleri yoktu. Oksijenleri tükenmenin eşiğine geldiğinde, sınanan sadece aşkları olmayacaktı.
YORUM
"Onlara ilk aşkın insanı paramparça edebileceğini söyle. Ama aynı zamanda da insanı kurtarabileceğini..
O kadar bu dünyanın ötesinde bir adam ki sizi göklere uçurur ve geri getirir..."
Sen, Ben Ve Yıldızlar, okumamın üstünden uzun zaman geçse bile hakkında ne hissetmem gerektiğini bilmediğim kitaplardan birisi benim için.
Tuhaf bir ütopya da neyin ne olduğunu kitabın son sayfalarına kadar çözemediğimiz bir evren de sizi yıkıp yerle bir eden ilk aşk hikâyesini barındırıyor içinde. En azından öyle hissetmeniz isteniyor. İki farklı zaman içinde aşkın evrelerini ve bugününü okuyor okuyucular. Evreler kısmında bulundukları dünyanın içinde imkansızlıklarını, bugünlerinde ise birbirleri için, hayatları için verdikleri akıl almaz mücadeleleri işleniyor.
Ve son kısımda ise ilk aşkın her ne olursa olsun daima var olacağını. Normalde son kısıma kadar kitap için söyleyeceğim birçok şey vardı. Hikayeyi beğenmemiştim, gittiği yön çok klişeydi ve karakterler bana acayip duygusuz gelmişti. Ve kurgu da akıl almaz bir kopukluk vardı. Ama son cümleleri okuyup kitabı kenara bıraktığımda, Sen, Ben Ve Yıldızlar'ın gidişatı, kurguya yön veren hareketlerinin dahi yıkıcı bir son yazılabilmek için olduğunu anladım. Bana tek bir son verilseydi her türlü kabullenirdim ama ben üç farklı son okuduk ve hiçbirini kabul edemiyorum nedense. Çünkü elimde hiçbir şey yok. Ne hissedeceğimin yazar tarafından belirlenmesi olayına da karşıyım anlayacağınız üzere. Hala sevdim mi sevmedim mi bilmiyorum. İlk bitirişte kalbiniz kırsa da sonrasında kafa karışıklığından başka bir şey vermiyor bana göre.
Acaba kitabı mi yanlış anladım diye de düşünmüyor değilim anlayacağınız. Tuhaf, çok tuhaf okumalarımdan biriydi. Tavsiye bile veremiyorum, yorumun saçmalığından anlayacağınız üzere, beynim tamamen bloke olmuş halde. 😂
Sevgiler.
Etiketler:
2020,
Kitap Yorumları,
yabancı yayınları
28 Eylül 2019 Cumartesi
GEEKERELLA - KİTAP YORUMU (Once Upon a Con #1)
ARKA KAPAK
Yıldız ışığım, bu gece istediğin herkes olabilirsin.
Elle Wittimer, babasını kaybettikten sonra içine düştüğü cehennemden sadece Yıldızalanı ile kaçabilen gerçek bir geekti. Yeni çıkacak olan filmin tanıtımı için yapılacak kostüm yarışmasını gördüğünde, kaderinin onu çağırdığını hissetti. Sihirli Balkabağı’na, biraz tuhaf olsa da bir arkadaşa ve bir çift cam ayakkabıya ihtiyacı vardı.
Aynı anda genç aktör Darien Freeman, sinirli bir hayran tarafından “çekici bir sersem” olarak yaftalanmadan önce hayatının rolünü aldığını düşünüyordu. Büyük gün yaklaştıkça kendini daha da fazla sahte hissetmeye başlamıştı, ta ki onu aksine inandıracak bir kızla karşılaşana kadar.
Saatler gece yarısını vurduğunda, gerçek hayatta masallar mutlu sonla biter miydi?
YORUM
Geekerella, yalnız başına kalmış, çevresinde tutkusunu bir türlü anlamayan insanlarla dolu Geeklerin peri masalı bence. Ama bu peri masalında kötü kalpli cadı yalnız bir anne, üvey kardeşler bir türlü anlaşılamayan iki genç kız, Cinderella ise babasından ve annesinden aldığı Yıldızalanı hayranlığını sonuna kadar devam ettirmeye çalışan modern zamanın külkedisi Ella'yı içeriyor. Günümüz dünyasında geçen bu masalımızda prensimiz bir oyuncu ve Ella'nın hayran olduğu Yıldızalanı film uyarlamasının baş rolü seçiliyor. Eh her hayran gibi Geeklerin külkedisi Ella buna şiddetle karşı çıkıyor çünkü bu basit bir şey değil, bu kadar hayranlık beslediği film için prensimizi yetersiz görüyor. Bunun yanı sıra da bir kaç hafta sonra düzenlenecek hayran fuarı için para biriktiriyor, annesi ve babasını onurlandırmak için kostüm yarışmasında birinci olmak istiyor. Çok fazla ayrıntıya giriyorum farkındayım ama tüm bu süreci anlatırken bile gözlerimden kalpler çıkıyor. Külkedisi masalını zaten severim ama bu uyarlama hali benim daha çok hoşuma gitti. Ufak dokunuşlar, ilginç karakterler ile masal adeta yeni bir boyuta dönüşmüş. Ve bu gerçekten hoşuma gitti.
Yorumu yazarken bile düşünüyorum, kitabın sevmediğim kısmını arayıp azıcık elestirmek istiyorum ama bulamıyorum çünkü kendi içinde gerçekten iyi bir kitaptı.
İflah olmaz bir romantik, takıntılı bir fangirl/boy iseniz bu kitap bence tam size göre.
Etiketler:
Geekerella,
Kitap Yorumları,
yabancı yayınları
25 Mart 2019 Pazartesi
RENKLİ GÖĞÜN ALTINDA - KİTAP YORUMU
ARKA KAPAK
Yıl 1849: Samantha, New York’a geri taşınıp profesyonel bir müzisyen olmanın hayalini kuruyordu. Cinsiyetinden ötürü işi zaten zordu fakat Çinli olması durumunu daha da zorlaştırıyordu.
Bir gün ani bir kaza hayalini yıkınca, hayatı da büyük bir tehlikeye girmişti. Kendisiyle beraber gelmeyi kabul eden Annamae isimli bir köleyle bulundukları kasabadan kaçmışlardı fakat iki kız Oregon Yolu’nda seyahat etmek tehlikeli olduğundan kılık değiştirerek kendilerini Sammy ve Andy isimli, California’daki altın arayışına katılan iki oğlan olarak tanıtmışlardı.
Sammy ve Andy geçmişlerine giden bir yol ararken ve istenmeyen bakışlardan kaçarken güçlü bir bağ kurmuşlardı. Kanun peşlerine takılmışken ve her gün yeni bir sorunla karşılaşırken iki kız saklanabilecekler miydi?
“Duygusal ve eğlenceli… Hayatta kalma, arkadaşlık ve dayanıklılık üzerine yazılmış bu roman okurlarını kendine bağlayacak.”
- Kirkus Reviews, starred review
“Tarihi macera ve biraz romantizm severler için birebir.”
- Booklist
“Çin kültürü ve bilgeliği ile müziği, arkadaşlığı, çeşitliliği ve hayatta kalmayı birbirine ustaca örmüş bir hikâye."
- Publisher’s Weekly, starred review
YORUM
"West geçtiğimiz hafta boyunca huysuz ve öfkeliydi, büyük ihtimalle benim yüzümden. Sen o züppe Jack'in bançosunu elinden alıp ona gününü gösterdiğinde West birdenbire kahkahalarla gülmeye başladı. Hiçbirimiz banço çalabildiğini bilmiyorduk. Ama sonra ağlamaya başladı. Çok tuhaftı."
Uzun zamandır buralardan uzak kaldığım için cümlelerim biraz tuhaf olabilir ama buraya dönüşüm Renkli Göğün Altında ile olmalı diye düşündüm az önce yorumlanacak kitaplarıma baktığımda.
Sevdiğim kitaplara yorum yapmak beni çok zor zorluyor, sürekli övgü içeren kelimeleri buraya yazınca kendimi kötü hissediyorum ama Renkli Göğün Altında bu övgü cümlelerinin hepsini hak eden cinsten bir kitap.
1849 yılının Amerika'sında göçmen olan Çinli bir kızın hayatta kalma, direnme ve aile kurma öyküsü Renkli Göğün Altında. Talihsiz bir takım olaylar sonucunda karşılaştığı köle kız Annamae ile maceralı bir o kadar eğlenceli ve bir yerinde kalbinizin ortasında kocaman bir delik açacak dramı ile hayallerinin peşinden giden bu iki kızın yolculuğu gerçekten okuyucuyu hem şaşırtıyor hem de yaşadığı hayatı bir süre sorgulamasını sağlıyor.
Kitabın benim için en özel yanı sanırım iki kızın her şeye rağmen direnişi ve karşılaştıkları şapşal oğlanlara hadlerini sonuna bildirmeleriydi. Bunun nasıl olduğunu açıklayamam ama beş kişilik bir ailenin kan bağı olmadan nasıl kurulduğunu aşama aşama gördük biz okuyanlar.
Cesaret öyküsü bir yandan da Renkli Göğün Altında. Kızların o dönemde ayrımcılığa karşı kendilerince savaş açmaları beni hem mutlu etti hem de duygulandırdı. Gerçi kitabın birçok yerinde ya kahkaha attım ya da ağladım ben.
Gerçekten bütün duyguları dolu dolu hissettiren, 2019'un unutulmayacak kitapları arasına girdi Renkli Göğün Altında. Klişe bir konu gibi görünse de aşka birle bir yerde direnen dostluğun, ailenin ön planda olduğu bu güzel kitabı canı gönülden öneririm.
Etiketler:
KİTAP YORUMLARIM,
yabancı yayınları
4 Ekim 2018 Perşembe
NARSİST - KİTAP YORUMU
ARKA KAPAK
Gün, her zamanki gibi başlamıştı.
Tren koridorunun öbür ucundaki adam beni büyüleyene dek.
Küçük dağları o yaratmış gibi telefonda birine bağırıyordu.
O takım elbiseli, kibirli adam kendini ne sanıyordu, Tanrı mı?
Aslında bir tanrıya benziyordu. O kadar.
Durağı geldiğinde aniden kalkıp gitti. O kadar aniydi ki telefonunu düşürdü.
Telefonunu ben almış olabilirim.
Tüm fotoğraflarını karıştırmış ve birkaç numarayı aramış da olabilirim.
Geri verecek cesareti toplayana kadar gizemli adamın telefonunu günlerce tutmuş olabilirim.
Şehrin öbür ucundaki havalı şirketine kendimi sürüklediğimdeyse beni görmeyi reddetti.
Ben de telefonu küstah pisliğin ofisine bıraktım.
Bu arada telefonunda edepsiz bir fotoğraf bırakmış olabilirim.
Mesaj atmasını beklemiyordum.
Konuşmalarımızın bu kadar ateşli olmasını beklemiyordum.
İkimiz ancak bu kadar zıt olabilirdik.
Fakat zıt kutuplar hakkında ne söylediklerini bilirsiniz.
Yüz yüze geldiğimizde, birbirlerini çekmekten daha fazlasını yaptıklarını keşfettik: Biz, birbirimizde kaybolduk.
Sürüklendiğim macera beni tamamen hazırlıksız yakalamıştı. Bu macera bittiğinde kendimi bulduğum yere hazır olmam da mümkün değildi.
Her güzel şeyin bir sonu vardır, değil mi?
Bizim sonumuzsa tahmin edilemezdi.
YORUM
Narsist hakkında ne söylesem, sanki bir sonraki paragrafta değişecekmiş gibi hissediyorum bu yüzden kısaca hem olumlu hem de olumsuz yönlerinden bahsedeceğim size kitabın.
Öncelikle Vi Keeland'ın aynı tip karakterler etrafında farklı kurgular döndürdüğünü düşünenlerdenim ben. Mükemmel, kaslı, yakışıklı dışarıdan sert görünen ama içi tam bir minnoş olan erkek karakterler ve bu erkekleri dize getiren laf ebesi kadın karakterler etrafında binbir türlü çevrilen kurguları okuyoruz.
Bu durum her ne kadar yazarın klişesi olsa da beğenmeyen okurların aksine bu durumdan deli gibi hoşlanan biriyim ben.😂 Narsist'i okurken ilk 100 sayfa diğer kitaplarının aksine aşırı eğlendim. Bazı yerlerde kitabı bırakıp deli gibi güldüm hatta. Ancak yazarın her şeyi berbat etme huyu yüzünden maalesef geri kalan 200 sayfa kitabı katlanılabilirlik açısından mahvetti. Sonuç olarak Narsist benim için ortalama bir kitap olmaktan öteye gidemedi.
Yazarın diğer kitaplarını merak ediyorum çünkü romantik kurguların, klişe karakterlerin kölesiyim. 😂 Bunun içindir ki sizlere vakit kaybı almayın falan diyemiyorum çünkü tasvip etmediğim durumlar olsa bile aşşşşşşırı eğleniyorsunuz okurken
Etiketler:
narsist,
vi keeland,
yabancı yayınları
12 Haziran 2018 Salı
SEN, BEN VE 36 SORU - KİTAP YORUMU
ARKA KAPAK
İKİ YABANCI. İKİ SIR. ARALARINDAKİ UÇURUMU KAPATACAK OTUZ ALTI SORU.
Hildy ve Paul’un, üniversitedeki psikoloji deneyine katılmalarının farklı sebepleri vardı. Deney basit bir soru soruyordu: Sevgi planlı bir şekilde yaratılabilir miydi?
“En kötü anınız nedir?” ve “En son ne zaman kendi kendinize şarkı söylediniz?” gibi sorular, karşınızda oturan yabancıya rahat bir şekilde cevaplayacağınız türden değildi. Fakat siyah-beyaz kadar zıt olan Hildy ve Paul, sorular ilerledikçe çokça sinirlenmiş, kaygılanmış, gülmüş ve ağlamış olacaktı. Bazen sinirden kalkıp gidecek, bazen de soruları cevaplamaya devam edebilmek için birbirlerine ihtiyaçları olacaktı. Sorular bittiğinde ise, ikisi de birbirlerinden sakladıkları sırlarını açığa çıkarmak zorunda kalacaktı. Fakat asıl soru şuydu: Birbirlerini sevebilecekler miydi?
YORUM
Hildy: Evet. Bob dışarıda kaslarını göstererek kalabalığı uzaklaştırırken ben Paul'u gördüm; pencereye vuruyor, "Hildy, gel beni kurtar! Kurtar beni!" diye bağırıyordu.
Paul: Sesi o kadar yüksek çıkıyor muydu?
Hildy: Onu terkedeceğimden korkmuştu.
Paul: Küçük hanımın parlak zırhıyla gelip onu kurtarması mı gerekiyormuş?
Hildy: Evet. Aşağı yukarı.
Sen, Ben Ve 36 Soru, psikoloji okuyan doktora öğrencisinin ilişkiler hakkında yazacağı tez için daha önce karşılaşmamış iki insanın birbirlerine sorular yönelterek birbirini tanımasını ve bu sorular sonucunda bir ilişki yaşanıp yaşanmayacağını deney yoluyla çözmek istemesiyle başlıyor.
Kahramanlarımız Hildy ve Paul farklı nedenlerden dolayı bu deneye katılıyorlar ve ikisi bu deneyde karşı karşıya geliyor. 36 sorudan oluşan bu deney, deneklerin isteklerine bağlı bir nevi ve aslında sorular çok kolay. Ama karakterlerimiz birbirlerine o kadar zıt kişilikte insanlar ki bazen sorulan soruya ağlayıp bazen de sinirden kalkıp gidecek noktaya geliyorlar.
Ancak birtakım ortak noktalar, iki zıt kişiliğin birbirini çekmesi bu deney sonlanana kadar peşlerini bırakmıyor ve hâliyle kendilerini serbest bırakıp soruları cevaplamaya koyuluyorlar.
Hani bazı kitapların zamanı vardır, tam zamanında okursanız aklınızdan hiç silinmez, ihtiyacınız olduğu zaman elinizden tutup kaldırmıştır sizi. İşte Sen, Ben Ve 36 soru bu tür kitaplardan biriydi bence.
İki karakterimiz de hayatlarında bazı problemleri olan, bunlarla boğuşan ve yer yer bu problemler ile de boğulan tipler. Çevrelerindekilere bu sorunu yansıtamıyorlar. Eh, iki yabancı karşılaşınca bu problemler de yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor ve Hildy ve Paul'un küçük flörtler ve arkadaşlık ile başlayan ilişkilerini okumak daha bir güzel oluyor.
Kitap birçok sayfada karşılıklı diyaloglar hâlinde ilerliyor. İki karakterimiz de hazır cevap, esprili olunca da bazı noktalarda kahkaha atmaktan, kikirdemekten alamıyoruz kendimizi. İki genç insanın hayatlarının en zor dönemlerinde karşılaşması kitabı daha masum, daha naif ve daha kalbe dokunan bir kitap haline getirmişti bana göre. Gerçekten keyif alarak, suratımda gülümseme eksik etmeden okudum kitabı.
Hazır yaz gelmişken keyifli bir genç kurgu okumak, iki farklı insanın 36 soruluk bir deney sonunda ilişkilerinin nereye geldiğini görmek isterseniz Sen, Ben Ve 36 Soru hiç kuşkusuz önerimdir.
Etiketler:
ben ve 36 soru,
kitap yorumlarım,
sen,
vicki grant,
yabancı yayınları
13 Aralık 2017 Çarşamba
HAVA UYANIYOR - KİTAP YORUMU (Air Awakens #1)
ARKA KAPAK
Solaris İmparatorluğu, başkenti birleştirmeye bir zafer uzağındaydı ve nadir görülen büyüsel bir yakınlığın sahibi, on yedi yaşındaki kütüphaneci çırağı Vhalla Yarl savaşın seyrini değiştirebilirdi.
Vhalla, Büyücüler Kulesi’ndeki gizemli büyü topluluğundan uzak durması gerektiğini bilerek büyümüştü ve kitapların sessiz dünyasında oldukça mutluydu. Ancak farkına varmadan, gelmiş geçmiş en büyük büyücülerden biri olan Prens Aldrik’in hayatını kurtardıktan sonra, yavaş yavaş onun dünyasına doğru çekildiğini hissediyordu. Şimdi önünde vermesi gereken zor bir karar vardı: Ya büyüsünü kabul edip bildiği hayatı terk edecek ya da büyücülükten defedilip eski haline dönecekti. Gölgelerde dolanan kudretli güçlerle birlikte, Vhalla’nın kararsızlığı ona sandığından çok daha fazlasına mal olacaktı.
“Hava Uyanıyor’a bayıldım! Bu romanda Operadaki Hayalet ve Külkedisi, Elise Kova’nın mükemmel bir şekilde yarattığı dünyada bir araya gelmiş.”
– Michelle Madow, Elementals Serisi’nin yazarı
“Bu kitabı elimden bırakamadım. Ne yaptığımı bile fark etmeden sayfaları birbiri ardına çevirmiştim bile.”
– The Fandom.net
“Sevgili kitap tanrıları, teşekkürler. Bu harika eser için teşekkürler.”
– Rachel E. Carter, The Black Mage Serisi’nin yazar
YORUM
Vhalla sert bir şekilde, "Prens olmanın, hatalarının bedelsiz olmasını sağlaması ne büyük şans, değil mi?" dedi.
Prens keskin bir tavırla hemen, "Bedeli var," diye yanıtladı. "Bedeli senin güvenini kaybetmek oldu."
Hava Uyanıyor, sanırım bir sene önce çok büyük bir reklam ile piyasa sunulmuş, yayınevinin bana göre kitabın kıymetini bilememesi yüzünden adeta parladığı gibi sönmüştü. Eh, ben de popülerizmin kölesi olduğum o dönemde (hâlâ öyleyim çaktırmayın lütfen) çıktığı gibi aldım kitabı tabi ama ilginin yavaşça üzerinden çekilmesi, birkaç olumsuz yorum kitaba olan heyecanımın bir anda sönmesine neden oldu ve sonuç olarak kitaplığımda unutulup gitti.
Sizlere uzun uzun kurulan fantastik evrenden bahsetmeyeceğim ama eğer benim gibi sizler de kitabı kitaplığınızda unutup gittiyseniz, hatırlatmak boynumun borcu bana göre. Zira aynı torbadan çıkma klasik fantastik türünde bir kitap değil Hava Uyanıyor. Doğu, Batı, Kuzey ve Güney olarak bölünmüş bir imparatorlukta, bazı insanların elementlere hükmetmesi nedeniyle onları büyücü olarak nitelendiren bir dünyada yaşayan bir kütüphaneci çırağının adeta hayal dünyasından çıkmasını, gerçek hayatla yüzleşmesini işliyor kitabımız. Bir fantastik klişesi olarak da prensi kurtarmak için kütüphaneden yardım isteyen sarayın, kahramanımız Vhalla'nın canla başla bilgi toplamaya çalışırken yıllardır ortaya çıkmayan Rüzgârgüdücü büyüsü ile prensi kurtararak onunla arasında bir bağ kurmasını da konu ediniyor.
En başta kitabı sevmeme asıl neden olan şeyin Vhalla'nın güçlerinin uyanma süresini, ona alışma sürecini tam anlamıyla hiçbir ayrıntıyı atlamadan yazarın teker teker işlemesi olduğunu söylemeliyim. Sıradan bir kütüphaneci çırağıyken, kendinin farkında bile olmayan çocuk-kadının (kendini sürekli böyle niteliyor karakterimiz, ben onun yalancısıyım) evre evre güce ayak uydurmasını, onu hakkında kitaplar okuyup araştırmalar yapmasını işliyor yazar bu kitapta. Bu yüzden de kitapta aksiyon sever kitlenin hayal kırıklığına uğrayacağını söylemeliyim. Ama ben daima ayrıntı sever bir okuyucu olduğum için ilk kitap için aksiyon dozunun bana yeterli olduğunun ve serinin devam kitapları için kafamda bazı küçük detaylar dışında soru işareti bırakmadığının kitap bitince net olarak farkına vardım.
Ama şöyle bir şey var ki kitabımız Genç Yetişkin-Fantastik türünde bir kitap ve bu kitapların olmazsa olmazı ana karakterin sürekli hata yapma durumu da es geçilmiyor kitapta. Vhalla'nın bazı kararlarını, nedenleri ve sonuçları ile ben destekledim yalan yok. Ona daima kötülük olarak baskılanmış özel güçlere isyan etmesini her normal bir insanın tepki vereceği gibi davranışlar ile sergilemesi kitabı bir tık gerçekçi kılmıştı bana göre. "Aa ne güzel benim özel güçlerim var, gideyim de prensleri tavlayayım, herkese iş atayım!" tarzı bir kabüllenme süreci yaşamadığı için de Vhalla'ya saygım sonsuz. Ama bunların dışında aşırı tepki verme, birtakım yaşına uymayacak aptallıkları ile de beni sinir etmedi değil tabi ki.
Serinin bu kitabında türlerinden biri olan Genç Yetişkin edebiyatının daha fazla işlendiğini düşünüyorum ben. Başlangıç kitabı, kitabın ana konusu zaten belli ama asıl önemli kurgu işlemek olunca yazarın Genç Yetişkin klişelerinin bolca ekmeğini yediğini okuduktan bir süre farkına varıyorsunuz. Var olacak bir aşk üçgenin ipuçları daha başından beri veriliyor zaten, azıcık da imkânsız bir ilişki eklenince devam kitaplarının heyecandan ellerimi titrettiğini belirteyim.
Eh, bu kadar klişe klişe dedim nerede bu kitabın özgünlüğü diyecek olursanız var olan veya devam kitaplarında var olacak kitabın fantastik tarafı. Vhalla'nın kitapta yavaş yavaş işlense de güçleri tam bir muamma, bunu kendine yedirme süreci işlendi ama kullanacağı zaman neler olacağı, prens ile aralarındaki bağın bu güce etki edip etmeyeceği okuyucuyu heyecanlandırmaya yeter de artar bile. Eğer yazar orijinal denilebilecek kurguyu kitapta kullanmasını bilirse ikinci kitap efsane olacak gibime geliyor (Çok amin).
İkili romantik ilişkilere gelecek olursak bu kitapta başlangıç seviyesinde olduğu için fazla yorum yapamıyorum ama Vhalla ve Prens Aldrik'in başlangıçtaki mektuplaşmalarını aşırı sevdiğimi, her karşılaştıklarında aralarında özel bağın okuyucuya tam dozunda hissetirilmesi çok hoştu.
Son olarak bahsetmeden geçemeyeceğim bir olay var. Seri yurtdışında tamamlanmış durumda ve Goodreads kullanıcıları tarafından epeyce seviliyor. Bu yüzden yayınevinin var olan tamamlanmış bir seriyi çevirmemesinin rahatsızlığı içindeyim açıkçası. Kitap çıkalı tam olarak bir sene oldu ve ikinci kitabın çeviride olmasından başka aldığımız bir haber yok. İlk başta bu kadar şaşalı reklamı yapılan ve türdaşlarından daha güzel olan bu kitabın neden kıymetinin bilinmediğini anlamıyorum. Umarım en yakın zamanda ikinci kitap haberini alıp serinin diğer kitaplarına da kavuşuruz diyerek Fantastik ve Genç Yetişkin türünde okumayı seven, özellikle de Element bükme gibi konulara hayranlık duyanlar için Hava Uyanıyor'u hiç kuşkusuz öneriyorum.
Etiketler:
air awakens,
Hava uyanıyor,
kitap yorumlarım,
yabancı yayınları
20 Temmuz 2017 Perşembe
PATRON - KİTAP YORUMU
ARKA KAPAK
Kitapları, bugüne kadar bir milyondan fazla kopya satmış, elliden fazla çoksatan listesine girmiş ve on iki dile çevrilmiş olan Vi Keeland’dan yeni, seksi ve eğlenceli bir roman geliyor.
Chase Parker’la ilk tanıştığımda verdiğim ilk izlenim pek hoş sayılmazdı. Beraber yemeğe çıktığım adamdan beni kurtarması için restoranın tuvalet sırasında telefonla arkadaşımı arıyordum. Telefonda dediklerimi duyduğunda benim adi biri olduğumu söyleyip istememiş olmama rağmen tavsiyede bulunmuştu. Ona çenesini kapamasını söyledikten sonra beraber çıktığım adamın yanına geri dönmüştüm, o da beraber olduğu kadının yanına. Yanımızdan geçerken bana o muhteşem gülümsemelerinden biriyle baktı. Gece boyunca onun oturduğu tarafa kaçamak bakışlar atmaktan kendimi alamadım. Birkaç kez göz göze geldikten sonra beraber olduğu kadınla birlikte masamıza geldi ve eskiden beri tanışıyormuşuz gibi bir hikâye uydurup beni içinde bulunduğum durumdan kurtardı. O yemekten sonra Chase’i çok düşündüm. Bir ay sonra yeni işime başladığımda kendisinin patronum olacağını bilmiyordum tabii…
“Gülümsemekten yanaklarım ağrıyor. Okurken resmen içim bir hoş oldu. Bu kitap kalbimi eritti.” –Cheri, Kindle Crack Book Reviews
“Eğer bu yıl sadece bir kitap okuyacaksanız, o kitap Patron olsun.” –Diane, Winchester Book Reviews
“Bu kitaba âşık oldum. Yalayıp yuttum. Elimden bırakamadım. Seksi ve bağımlılık yapan bir romandan bekleyebileceğiniz her şeyin mükemmel bir karışımıydı! Yüzünüzü kızartacak, bazen kalbinizi kıracak fakat sonra kalbinizi pır pır ettirecek ve ardından kahkaha attıracak… Kesinlikle tavsiye ediyorum. Bu yılın en sevdiğim romanı!” –Aestar Book Blog
YORUM
"Öyle aşikar bir şeydi ki, göz önünde olmak ile gözden kaçırmanın yazımının bu kadar yakın olmasının bir sebebi olduğunu fark ettim.
Daha önce görmediğim için kesinlikle gözden kaçırmıştım.
Çünkü Chase'e âşık olduğum tamamen gözlerimin önündeydi.
Chase Parker ile tanışın!
Kendisi görüp görebileceğiniz en zeki kitap karakteri olmakla birlikte, okuyucuyu sürekli kahkahalara boğan yalancı anılara, insanın içini ısıtacak, birazcık da hüzünlendirecek tatlı bir hikâyeye sahip.
Patron'u ilk çevrileceği zaman Goodreads'te görmüş, deli gibi merak etmiş ve tabi ki heyecanla beklemiştim. Ve kesinlikle bu beklemeye, öldürücü merakla değdi.
Kitabın sayfalarını açtığınız andan itibaren kahkaha tufanına kapılıp ana karakterlerin arasında oluşan o küçük kıvılcımlara hayran kalıyorsunuz.
Ben özellikle komedi ve romantizmin birleştiği kitaplara bayılıyorum. Ve Patron, bu iki türü yer yer dram ile birlikte öyle güzel harmanlanmış ki kitabı bitirip kapağını kapattığımda söylediğim ilk söz "Bayıldım bee!" oldu.
Özellikle bu türün aşinasıysanız, karakterlerin arasında gelişen ilişkinin birden başlayıp harlandığını bilirsiniz.
Ancak Patron, ana karakterler arasındaki ilişkiyi yavaş yavaş, okuyucunun içine sindire sindire ilerletmiş ve ben bu olaya gerçekten bayıldım.
Kesinlikle GİRİŞ - GELİŞME - SEVİŞME klişesi yok bu kitapta.
İki ana karakter de zeki, kendine güvenen tipler olduğu için aralarındaki atışmaları gerilimle birlikte okumak okuyucuya büyük bir zevk veriyor.
Özellikle Chase, anlayacağınız üzere büyük bir hayranlığımı kazandı. Gerçekten okuduğum en zeki, aynı zamanda salak, hazır cevap ve kendine bu kadar güvenen bir karaktere sahip. Ve bunu kullanmayı gerçekten çok çok iyi başarıyor.
Çok keyif verici, insanı kendine hayran bırakan, kahkahalara boğan bir hikâyeye sahipti Patron. Hiçbir abartı yoktu. Bütün olaylar, gelişen durumlar dozunda, sınırı aşıp okuyucuyu boğmayan bir kitaptı.
Yazarın diğer kitaplarını umarım çabuk okuruz, kalemini acayip sevdim.
Bu türü sevenler , başlangıç yapmak isteyenler olursa kesinlikle sizlere Patron önerilerim arasında .
Etiketler:
kitap yorumlarım,
PATRON,
yabancı yayınları
25 Ağustos 2016 Perşembe
KAPKARANLIK ORMANDA - KİTAP YORUMU
ARKA KAPAK
Karanlık ormanda
Karanlık, kapkaranlık bir ev vardı;
Ve o karanlık evde karanlık, kapkaranlık bir oda...
O karanlık odada...
Bazen korkulacak tek şey... insanın kendisidir. Nora on yıldır geçmişinden kaçıyordu. Evini, arkadaşlarını ve özlememesi gerektiğini düşündüğü bir hayatı geride bırakmıştı. Hiç beklemediği bir anda gelen bir bekârlığa veda partisi daveti, onu geçmişiyle yüzleşmeye zorluyordu. Bu, Nora'nın geçmişini nihayet bir kenara bırakması için bir işaret miydi? Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Çok ama çok yanlış... Bazı sırların sonsuza dek saklanması mümkün müydü?
"Final, başarıyla yaratılmış karakterlerin de etkisiyle insanda büyüleyici ve yavaş çekimde gerçekleşen bir araba kazası etkisi yaratıyor."-
-The Guardian-
"Ware'in, kadınlara özgü güç oyunları ve bazı arkadaşlıkların yarattığı çalkantılar üzerine yaptığı analizler, Sophie Hannah'yı, Christobel Kent'i, hatta Gillian Flynn'i anımsatıyor."-
-Independent-
"Ware gizem öğelerini yavaşça ortaya çıkarmış ve alttan alta kendini hissettiren tehlike hissiyle gerçekten tekinsiz bir ortam yaratmayı başarmış... Kitabı fırtınalı ve karanlık bir akşamda okuyun ama sonra ışıkları açık bırakın."-
-Kirkus Reviews-
"Kapkaranlık Ormanda, Gillian Flynn'in Kayıp Kız'ını ve Paula Hawkins'in Trendeki Kız'ını sevenleri büyüleyecek."-
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
YORUM
Merhabalar ! Uzuuun zaman sonra birikmiş onca yorumumdan biri olan , zerre beklentiyle başlamayıp beni içeriği ile adeta şoke eden Kapkaranlık Ormanda yorumuyla sizlerleyim:)
Kapkaranlık Ormanda , uzun zaman önce lisedeki arkadaşları ile irtibatı kesmiş cinayet romanları yazan Nora ' nın , lisedeki en yakın arkadaşı Clare'nin bekarlığa veda partisi için ormandaki gizemli yazlığa gitmesiyle başlıyor.Ve biz bu parti sürecinde işlenen cinayeti , katili ve ev ortamında ki psikolojik çözümlemeleri okuyoruz .
En en en başından söylediğim gibi Kapkaranlık Ormanda 'ya zerre beklentisi , ne okuyacağımı bilmeyerek başladım.Ve beni tamamıyla şaşırttı. Şehir dışında olmam nedeniyle kitaba uzun bir ara vererek okuduğum için ancak kitabı 2 kere elime alabildim. Ve 2. seferde 2. oturuşta bitti. Eğer hiç ara vermeden okusaydım sanırım bir kaç saate kolaylıkla biterdi. Mükemmel bir akıcılığı var kitabın.
İlk 100 sayfa aşırı durağan ilerliyor , ana konuya dair ufak ufak ip uçları verilsede , yavaş yavaş ilerlediğimiz için hiçbir şey çözemiyoruz. Bu 100 sayfa da her bekarlığa veda partisinde olduğu gibi bolca entrika , kıskançlık, kadınların gelgitli ruh hallerini okuyoruz.Ancak ara bölümler de ana karakterimiz Nora 'nın gelecekte ki halini de okuyoruz biz bu 100 sayfada . İşte bu da okuduğumuz aşırı durağan kısmı sabırla okumamızı , heyecanın daha da artmasını sağlıyor.
Ve efsanevi son 100 sayfa da heyecan hiç eksilmiyor , deyim yerindeyse kafamız bir dünya , çünkü ne nedeni ne sonucu bir türlü öğrenemiyoruz.
Kitabı okuduğum türdaşlarından ayrı bir kefeye koyan da bu zaten. Bilinmezliğin çıldırtıcılığı. Kimin öldürdüğünü bile çözemiyoruz.
Cok güzeldi , kurgu olağanüstüydü , farklıydı ama aynı zamanda da melankolikti. Okuduğum gerilim romanların arasında sanırım en hüzünlü hikaye Kapkaranlık Ormanda 'ya aitti.
Gerçekten önerebilecegim kitaplardan biri benim için , mutlaka okuyun :')
Etiketler:
Kapkaranlık Ormanda,
kitap yorumu,
yabancı yayınları
26 Mart 2016 Cumartesi
Anlaşma - Kitap Yorumu ( OF CAMPUSS#1 )
KÜNYE
KİTAP ADI : ANLAŞMA
ÇEVIRMEN : HANİFE ALBAYRAK
TÜR : YENİ YETİŞKİN
SAYFA SAYISI : 448
ARKA KAPAK
2015 Goodreads En İyi 5 Romans Kitabından Biri Okulun kötü çocuğuyla anlaşmak üzereydi ve işler fena halde karışacaktı...
Hannah Wells onu baştan çıkaracak birini sonunda bulmuştu. Hayatındaki diğer her şey konusunda son derece kendisine güvenmesine rağmen, konu seks ve arzulara geldiğinde boş çuvaldan farkı yoktu. Hoşlandığı adamın dikkatini çekmek için sinir bozucu, çocuksu ve kendini beğenmiş hokey takımı kaptanına özel ders verip onunla çıkıyormuş gibi davranmak zorunda kalsa da, bunu yapmaya kararlıydı.
Garrett Graham'ın tek istediği mezun olduktan sonra profesyonel hokey oyuncusu olmaktı, ancak düşen ortalaması, uğruna çalıştığı her şeyi tehdit ediyordu. Eğer alaycı bir esmer güzelinin başka bir adamı kıskandırmasına yardım etmek takımdaki pozisyonunu garanti altına alacaksa buna katlanırdı. Fakat beklenmedik bir öpücük her ikisini de daha önce yaşamadıkları bir arzu yolculuğuna sürüklediğinde, Garrett numara yapmanın hiçbir işe yaramayacağını anlamıştı. Şimdi sadece Hannah'yı aradığı adamın kendisine çok benzediğine ikna etmeliydi.
"Elle, yeni yetişkin türünün duygularını, romantikliğini ve dizginlenmemiş seksiliğini ustaca yakalıyor! Garrett için çıldıracaksınız!
-Alice Clayton, New York Times çoksatan romanı Duvarların Dili Olsa'nın yazarı-
"Elle Kenedy daha ilk cümleyle insanı yakalıyor! Hem ateşli hem de kalbinizi burkan cinsten bir roman olan Anlaşma kesinlikle harika!
-Katy Evans, New York Times çoksatan yazarı-
"Okuduğum en iyi üniversite temalı aşk kitabıydı… Güldüm, kendimden geçtim, kitabı elimden bıramadım. Şiddetle öneriyorum!"
-Aestas Book Blog-
YORUM
Selamlar :) Uzunnn bir aradan sonra sonunda kitap yorumuyla sizlerleyim :)
Üst üste farklı kitaplara başlayınca Rs kaçınılmazdı tabiki . Kendime gelene kadar neler çektim bir bilseniz :) Bir daha aynı anda birden fazla kitap okumayacagim ... İşte aç gözlülüğün zararları:)
Herneyse , dönüşümün beni kahkahalara boğan aynı zamanda bitirdiğimde yüzümde şapşal bir gülümseme bırakan kitabin yorumuyla olmasını istedim.
Kitabımızın konusuna kısaca değinirsek ; Üniversite de Hokey kaptanı olan Garret Graham'ın bir ders yüzünden ortalaması düşüyor ve eğer dersi kurtaramazsa hokey oynaması tehlikeye giriyor ki "Hokey" Garret Graham için hayatının temel amacı. Garret ,bu soruna bir çözüm bulabilmek için sınavdan yüksek alan Hannah Wells'e özel ders verebilmesi için istekte bulunuyor . Ve kitabımız resmi olarak başlıyor.
Başta da söylediğim gibi Anlaşma her sayfasında kahkahalara boğularak okuduğum , yer yer hüzünlenip yer yer Garret 'ın şapşallıklarına aşık olduğum bir kitap oldu.
Kitabı diğer genç yetişkin (yeni yetişkin ) kitaplarından ayıran en önemli özellik karakterlerimizin gayet zeki , aklı başında ve ayaklari yere basan sağlam karakterler olması.
Biliyorsunuz genç yetişkin türünün en temel özelliği sala bir kız ve kötü çocuk klişelerini barındıran kitaplar olması . Ama Anlaşma 'da kızımız her ne kadar sonlara doğru gerizekalılaşsa da sonlara doğru iyi toparlayıp geçmişini gayet sağlıklı bir şekilde atlatmış güçlü bir kız .
Veeee en sevdiğim erkek karakterler arasına feci bir şekilde bir giriş yapan Garret Graham , kötü çocukları zekası , uslu duruşu (!) :D , ve şapşallığıyla resmen tekmeleyip gönderdi :)
Yaşasın ! Aklı başında ,gerizekalı olmayan ana karakterler :)
Çok çok severek okudum :) Okurken eğlendim , güldüm , yer yer kahkahalara boğuldum :D
Umarım 2. Kitap ( Logan'ın hikayesi ?) de güzel olur . Merakla bekliyorum .
Puanım : 4/5
Alıntı
"Sırf meraktan soruyorum," dedi. "Sabahları uyandıktan sonra kendini ayna karşısında bir iki saat izliyor musun?" "İki," diye cevapladım neşeli bir şekilde. "Kendine beşlik falan çakıyor musun ?" "Elbette hayır ," diyerek sırıttım. " Her bir pazımı öptükten sonra tavana doğru tutup yukarıdaki büyük adama böylesine mükemmel bir erkek örneği yarattığı için teşekkür ediyorum ."
Etiketler:
Anlaşma,
Kitap Yorumları,
yabancı yayınları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


























