cumartesi önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cumartesi önerileri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2017 Cumartesi

KAHRAMANI ÇOCUK OLAN KİTAPLAR (CUMARTESİ ÖNERİLERİ #4)




Herkese merhaba! Bu cumartesi önerisinde kahramanı çocuk olan kitap önerileri ile geldim.


Bu türün adı var mı tam olarak bilmiyorum. Çünkü tür kısmına bakıldığında ya çocuk kitabı ya da dram kitabı olarak sınıflandırılıyorlar. Ancak bu tür kitapların içinde yer yer komedi ve macera unsurları da kullanılıyor. Ben de bu yüzden bu türü şöyle sınıflandırma yapmak istiyorum. Kahramanı çocuk olan kitaplar.


Bazen aşırı romantizm, dram veya macera türünde kitaplar okumaktan sıkıldığımda kitaplarda saflık ve masumiyet arıyorum. Eh, koşa koşa da bir çocuğun ağızından anlatılan kitaplarda buluyorum çareyi.


Bu tür kitaplarda genellikle bir duruma veya birkaç soruna değiniliyor. Yazar vermek istediği mesajı çocuk masumiyeti ve aklıyla verince daha vurucu ve samimi görünüyor bizlere. Özellikle "akran zorbalığı" ve "ebeveyn sorunu" gibi konular üzerinden etkileyici bir kurgu ile sunulan fotoğraftaki kitaplar bu cumartesi önerilerinde sizlere kesinlikle önerdiğim, okumazsanız çok şey kaçıracağınızı düşündüğüm kitaplar.

"O akşam gitarımı çalarak yatakta uzanırken aklımdan babamla ilgili düşünceler geçti. Onu özlemiştim. Parmaklarım gitarın tellerini bulurken, hayatımda bir babaya ne kadar ihtiyacım olduğunu düşündüm. Sanki onca yıl önce ruhuma bir baba tohumu ekmiş gibiydim. Onu sulamış, ona bakmıştım ve ben farkına varmadan yapraklarla kaplı bir ağaca dönüşmüştü. (Bir Kalp Bin Umut Syf: 22)

İlk kitabımız Pegasus Yayınları'ndan çıkan Bir Kalp Bin Umut. Ortalama bir kurgu, ortalama karakterler üzerine kurulsa da ana karakterimiz Dan Hope'un kendince hazırladığı küçük listeleri, babasını görmek uğruna yaptıkları okurken sizi güldürebildiği kadar da duygulandıracak. Kitabımız başta da bahsettiğim ebeveyn konusu üzerinden gitse de aslında bir baba veya annenin aslında sana iyi gelen bir arkadaş olduğu kitabın ana konularından bir tanesi. Çok severek, yer yer duygulanarak, bazı yerlerde ise kahkahalara boğularak okuduğum Bir Kalp Bin Umut size önerilerim arasında. 

"Karşılaştığınız çoğu kimse sizinle elli kat gazlı bezin arkasından konuşuyormuş gibi hissedersiniz. Bazen daha konuşmadan önce yalan söylediklerini anlarsınız. Yaşları ilerledikçe daha da yüzsüzleşirler ve önemi bile olmayan konularda yalan söylerler. Babamın saçlarıyla kelini kapamaya çalışması veya annemin saçlarını boyaması gibi..." (Tanrının Unutulan Çocukları)

Tanrının Unutulan Çocukları, bookstagramı ilk açtığım dönemde kütüphaneden rastgele alıp okuduğum benim için vurucu kitaplardan biriydi. Bir cinayet ile ergenliğe bile ulaşamamış iki küçük çocuğun tehlikelere bezeli bir kasabada değişen hayatını anlatıyor kitabımız. Toplumun katı kuralları, ırkçılık gibi ağır konuları sırlarla pekiştirerek bir çocuğun ağızından ilmek ilmek işliyor. Sonunu okuyup kitabı kapattığınızda ise bir süre kitap boyunca sizi saran hüzünden kurtulamıyorsunuz. Etkileyici, vurucu, bir çocuğun ağızından saflıkla anlatılmış Tanrının Unutulan Çocukları sizlere kesinlikle önerilerim arasında.


Yaşam kelimelerle yazılmaz, dedi canavar. Eylemlerle yazılır. Ne düşündüğün önemli değil. Ne yaptığın önemli.(Canavarın Çağrısı)

Bir çocuğun ağızından anlatılan kitaplar arasında Canavarın Çağrısı'nı önermemek kesinlikle olmaz. Çünkü bu türün bana göre en iyilerinden birisi. Kalbinizin kırıyor, size bir dolu umut ettiriyor ama o son varya o sonda işte sizlere aslında en büyük dersi veriyor canım kitap. Kaybetmenin tarifi imkansız hislerini derin derin işliyor Conor'ın ağzından yazar. Eh bizlere de kesinlikle okumak düşüyor.


Çocuk olmak korkunç bir şey, her şeyi öylesine merak etmek ve kimseye soramamak, sanki aptal ve yararsız bir şeymişsin gibi şu büyüklerin karşısında hep gülünç düşmek. (Yakıcı Sır)


Kahramanı çocuk olan kitaplardan bahsetmişken Stefen Zweig'ın çocuk psikolojisini en derinden incelediği Yakıcı Sır'dan bahsetmemek kesinlikle olmazdı. Yakıcı Sır, annesi ile tatilde olan bir çocuğun sırf annesine yakın olma çabası içinde olan narsist bir Baron tarafından kandırılmasını işliyor. Çocuk masumiyetinin ne denli ince bir çizgide olduğunu sevgili Zweig satır satır bütün gerçekçiliği ile işliyor. Okurken sizi hem heyecanlandıran hem de üzen, zevk alarak okuduğum Yakıcı Sır'ı sizlere kesinlikle öneririm.

Sevgiler.




7 Ekim 2017 Cumartesi

GENÇ YETİŞKİN - YENİ YETİŞKİN TÜRÜNDE KİTAPLAR ( CUMARTESİ ÖNERİLERİ #3)




Herkese merhaba! Normalde tür tür ayırıp yapmaya çalışacaktım kitap önerilerini ama bu hafta iki türün (genç ve yeni yetişkin) karışımı gibi oldu.

Fotoğrafta gördüğünüz kitapların 3'ü Genç Yetişkin diğer 3'ü ise Yeni Yetişkin türünde olan kitaplar. Buradaki altı kitabın altısı da benim için, ne zaman sayfalarını açarsam açayım saatlerce takılıp kaldığım, hem deli gibi mutlu eden hem de azıcık da olsa üzüntüye boğan, bir yandan da deli gibi kahkaha tufanına tutulmanıza neden olan olan kitaplar.

Özellikle kısa zamanda elinize aldığınız gibi bitecek, reading slump dönemindeyseniz sizleri yeniden okumaya teşvik edecek kitaplar arıyorsanız fotoğraftaki kitaplardan her birine kesinlikle şans vermenizi öneririm.


🌠 "Nereye gitsem, sadece seni görüyorum. Beynin seçme şansı yok artık çünkü sende çok ender bir şeyler var. Işık saçıyor ve diğer herkesi gölgede bırakıyorsun. (Yıldız Gemisi)


Yıldız Gemisi, ellerindeki mahkumiyet dövmeleri yüzünden yaşadığı yerde barınamayan Solara'nın dünya dışı seyahat için gemi aramaya çalışması, gemiyi bulduğunda ise ücretine karşılık okul hayatını zehir etmiş zengin ve şımarık çocuk Doran'a hizmet edeceğini kabul etmesi ile başlıyor. Ancak işler Doran ve Solara için sarpa sarıyor hâliyle. Yıldız Gemisi, Genç - Yetişkin/Bilim kurgu türünde olan, içindeki her bir karakterin yaşamına okuyucuya naif bir şekilde yansıtan, dramın, komedinin, maceranın ve okuyucuyu hayran bırakan aşkın harmanlanmasıyla oluşmuş, eğlenceli diyaloglarla bezeli bir kitap. Hiç kuşkusuz kahkahalara boğulup her sayfayı heyecan ile çevireceğinize eminim.

💮 "Bana zarar vereceğinden korkmuyorum. Eğer zarar verirsen de, yara izleri sonsuza kadar kalmaz. İnsanlar sürekli birbirlerine zarar veriyorlar. Özellikle de birbirlerini önemsediklerinde." (Benimle Asla Tanışamayacaksın)

Bir diğer Bilimkurgu-Genç Yetişkin türünde öneri kitabım ise Benimle Asla Tanışamayacaksın. Kitabımız Ollie ve Moritz adlı ilginç hastalıkları bulunan iki arkadaşın birbirlerine mektuplarından oluşuyor. İkisi de özel durumlarından dolayı asla karşılaşamaz. Çünkü Ollie'nin elektriğe alerjisi var, Moritz'ın de olmayan gözleri ve kalp piliyle çalışan zayıf bir kalbi. Bu da kitabı birçok yönden ilginç kılıyor. Sadece mektupları okuyup fikir sahibi oluyoruz çünkü. Hayatın zorlukları, iki arkadaşın birbirlerini hiç görmeseler bile iletişimlerini okurken bir yandan sizi duygulandırıp bir yandan da hayran bırakıyor. Arkadaşlık ve aile dramasını Ollie ve Moritz'in kaleminden okumak onların hayatlarına dokunmak isterseniz hiç kuşkusuz Benimle Asla Tanışamayacaksın tavsiyemdir.

🍁 "Bu fırça darbeleri kusursuz. Bunun büyük bir kısmı çocukluğundan geliyor."
Orada öylece durmaya çalıştım, her bir kelimesini sindirmeye çalışıyordum.
"Peki, çocukluğundan bir şey resmetmek istesen bu ne olur?" diye sordum fısıltıyla.
Bana bir gülümsemeyle baktı. Hafif. Anlamlı.
"Sen." (Yağmurla Gelen Mutluluk)

Son Genç Yetişkin türünde öneri kitabım ise benim için çok özel kitaplardan birisi olan, hâlâ kapağına baktığımda hüngür hüngür ağlamak istediğim Yağmurla Gelen Mutluluk. Kitap Asperger Sendromu olarak bilinen bir özelliğe sahip genç Colton ile Lilly'nin hikâyesi. Her sayfasında yazarın kaleminin naifliğine hayran kalacağınız, taptatlı Colton'un dürüstlüğü karşısında kahkahalara boğulup içinizi eritecek, Lilly'nin cesareti karşında saygı duyacağınız bir kitap Yağmurla Gelen Mutluluk. Her sayfası her kelimesi özel bana göre. Umarım sizler de okuyup keyfine varırsınız.

🌻 İnsanlar sık sık yara izlerini gizlemeye çalışırlar. Sanki en ufak bir hasar, ne kadar kırılgan olduklarını gözler önüne seriyormuş gibi. Yara izlerini hatalarla, o hataları da utançla bir tutarlar. Mükemmelliyetlerine sonsuza kadar gölge düştü sanırlar. (Sahte Romeo)

Sahte Romeo ve Juliet Paramparça üniversitede başlayıp karakterlerin bir süre sonra bir tiyatro oyununda yeniden karşılaşmaları ile devam eden, sizi yer yer gıcık etme özelliğine sahip olsa da efsanevi tutku dolu bir aşk hikâyesi. Yeni yetişkin, romantik türünde olan kitabımız karakterlerin aşırı komik cesaretleri, aşklarını bir türlü yerinde kabullenmemeleri yüzünden bizi bir süre kıran ancak deli gibi gibi de hayran kalarak okuduğumuz aşırı eğlenceli, komik, iflah olmaz romantikler için kesinlikle okunması gereken serilerden. Bol bol cinsellik icerdiğini de söylemeden geçemeyeceğim.


"Güzelliğin aşkı önleyici bir şey olabileceğini düşünürüm sık sık.''
''Neden?''
''Çünkü bazen bir yüze aşık oluruz, onun ardındakine değil.'' (Tersyüz)


Son kitap önerim ise defalarca okuyun lütfen diye dilimde tüy biten, modern zamanın güzel ve çirkin hikayesi olan Tersyüz. Defalarca okuyup yazarın konuyu, karakterleri işleyişine defalarca hayran kaldığım hassas bir konuyu gerçeklerle harmanlayıp naif bir dille anlatan Amy Harmon'un kalemi benim için her zaman vazgeçilmez olacak sanırım. Kesinlikle okumanız, anlamamız gereken kitaplardan birisi.

30 Eylül 2017 Cumartesi

COLLEEN HOOVER KİTAPLARI (CUMARTESİ ÖNERİLERİ #2)



Colleen Hoover ile tanışmam kitaplığımda daha kendine henüz yer edinmemiş Umutsuz ve Yeni Bir Umut adlı kitapları ile oldu. Umutsuz'u deli gibi e-kitap tükettiğim bir sırada rastgele indirmiş, klişe bir gençlik romanı olacak düşüncesiyle okumaya başlayıvermiştim hemen. Ehhh işte o zaman anladım Colleen Hoover 'ın asla hafife alınmayacağını. Umutsuz beni paramparça etmiş, ardından Yeni Bir Umut'u okuyunca da tamamen dağılmıştım. Bir süre etkisinden çıkamadım anlayacağınız bu iki romanın. Normalde önceden e-kitap okuyup kitaplığıma sonradan almayı severim romanları. Re-reading yapmak benim için bir nevi eğlencedir. Sanırım okuyalı epey geçti Umutsuz ve Yeni Bir Umut'u ancak almaya ciddi anlamda çekiniyorum. Yeniden okuyup o dehşeti ve "umutsuzluğu" hissetmek beni birazcık korkutuyor açıkçası. Ama tabi ki canı gönülden öneriyorum.


"Bazı babalar hayat verir. Bazıları hayatın nasıl yaşanacağını öğretir." (Umutsuz)

Colleen Hoover'ın okuduğunuzda hem bolca kalp kırıklığı hem de azıcık mutluluk hissettirecek bir diğer romanı Çirkin Aşk. Çirkin Aşk bana göre Colleen Hoover'ın kaleminin zirvesi. Normalde basit karşılanacak bir kurguyu karakterleri hissettirmesi, şiirsel ve nahif dili ile farklı bir kulvara sokuyor. Ben dağılmam bu romanda diyorsunuz ama bitirdiğinizde bir bakmışsınız hüngür hüngür ağlama hâlindesiniz. Ama bu değil ki kitabın türü dram. Hayır değil. Saf romantizm, eğlenceli diyaloglar ve şiirsel cümleler ile harmanlanmış bir kitap Çirkin Aşk. Henüz yazarın kalemi ile tanışmamışsanız Çirkin Aşk iyi bir başlangıç olabilir.


"Lisans eğitimimi burada alacağım ve sonra en iyi arkadaşım, Ian ve ben uçuş okuluna gideceğiz. Pilot olmak istiyorum. Sen ne olmak istiyorsun?"
"Mutlu," dedi gülümseyerek.
Bu harika bir cevaptı.

Ehh en son olarak Colleen Hoover'ı okumanız için en son nedeni olan herkes tarafından sevilemese de benim favorim Çarpılma'dan bahsedeceğim azıcık.

Çarpılma'nın konusu diğer iki kitaba göre hem daha klişe hem de daha hafif kaçsa da karakterleri ve okumaktan asla bıkmadığım şiir atışmaları ile benim en favori Colleen kitabım. İşaretlediğim bazı sayfalarını hâlâ ara sıra okuyup kâh kıkırdayarak kâh aşırı romantizm ve kalp çarpıntısı ile nefesimi tutarak okuyorum.



"Başkalarının kelimeleriniz hakkında ne düşündüğünün önemli olmamalı. O sahneye çıktığınızda, ruhunuzun bir kısmını paylaşıyorsunuz. Buna puan veremezsiniz."

Colleen Hoover okurken sizi hem deli gibi mutlu etmeyi hem de kalbinizi paramparça edip o parçalar ile vücudunuzda açabileceği kaç yara varsa hepsini açmayı başaran yegâne yazarlardan bana göre.

Basit bir konuyu basit karakterler ile birleştirse bile kaleminin hem nahif hem de dibine kadar sert olması sebebiyle kendisini daima türdaş yazarlardan ileri götürebilecek bana göre.

Eğer sizlerde romantizm ve günümüz gençlik konularının seveni iseniz Colleen'ın aşırı büyülü kalemi ile bir an önce tanışmanızı öneririm.

Sevgiler.

ATEŞ SERİSİ ( CUMARTESİ ÖNERİLERİ #1)




"Vampirler mi? Iyk. Tadı kaçtı. Onlarla ilgili yeterince şey anlatıldı. Zamanda yolculuk mu? Hah, mağara adamı davranışları gösteren insan azmanı bir dağlıyı her zaman bulabilirsiniz. Kurt adamlar mı? Oh lütfen, bu tam anlamıyla ahmaklıktır. İçindeki köpek tarafından yönetilen bir adamı kim ister? Sanki erkeklerin hepsi öyle değilmiş gibi..." ( KARANLIK ATEŞ)


Ateş Serisi buradaki birçok takipçimin bildiği üzere favori serilerimden. Vampir karakterler furyasının çoğaldığı ilk dönemlerde bu türün kitaplarını o kadar çok tüketmiştim ki bir yerden sonra bıkkınlık gelmişti anlayacağınız. Lise iki veya üçüncü sınıfta tam hatırlamıyorum, e-kitap olayına sarıp bu işin başlangıcını üstlenen forumlardan birinde gezerken Ateş Serisi hakkında bir başlık açıldığını görmüş, alıntılarını okuduktan sonra seriye e-kitap olarak başlamıştım. Başladığım anda da tabi ki kapıldım gittim büyüsüne.😂 Daha ilk dört kitap çıkmıştı, abartmadan söylüyorum cuma günü gecesi başlayıp cumartesi akşamına çıkmış bütün kitapları bitirmiştim. Beşinci kitabı (seriyi okuyanlar bilirler) beklemek ölüm gibi bir şeydi. Kitap çıktığı anda daha küçük bir lise öğrencisi olduğum için alamadım, forumlarda e-kitap hâlinin düşmesini bekledim bir de.

Peki nedir seni kendine hayran bırakan, defalarca okutan serinin alâmeti farikası dersiniz, bu paylaşımımda uzun uzun bunu anlatacağım sizlere.



"Seni ilk gördüğüm anda senin bir baş belası olduğunu anlamıştım."
"Al benden de o kadar."
"Seni rafların arasına çekip hissizce düzmek, sonra da evine yollamak istemiştim."
"Bunu yapsaydın asla gitmezdim."
"Ama hala buradasın."
"Bu kadar bozulduğunu belli etme istersen."
"Tüm varlığımı bozuyorsun sen."
"Tamam, gideyim o zaman."
"Hele bir dene de seni zincire vurayım." Dik dik baktı bana. "Bocalamak diye buna derler." İç geçirdi.
Bir süre sonra elini uzattı.
Ben de ona elimi uzattım. ( GÖLGE ATEŞİ)


İlk olarak Ateş Serisi okuyup okuyabileceğiniz en özgün kurgulardan birisi. Başlarda birçok kişiye kurgusal açıdan eksik gibi görünse de (Bana hiç öyle gözükmedi tabi ki) objektif olarak ele alırsak yazarın kaleminin ve hayal gücünün serinin bir sonraki kitabında sürekli gelişme hâlinde olduğunu görebilirsiniz.

Kurgu özgünlüğünü bir kenara bırakıp karakter bazında incelersek karakterlerinin de özgün olduğunu açıkça söyleyebilirim. Ana karakterimiz Mckayla yine birçok karakterde göremeyeceğiniz bir kişiliğe sahip. Karakter gelişimi mükemmel. Kendine güveni tam, aile terbiyesi (hâlâ gülerim o sahnelere) almış çıtı pıtı bir kız. Biz Ateş Serisinde bu çıtı pıtı kızın intikamı uğruna kendinden birçok konuda ödün vermesine, düşmanları etrafını sarıp bilmediği bir dünyaya adım atsa da buna ayak uydurmasına aşama aşama şahit oluyoruz. Mckayla Lane yine benim için şu zaman kadar saygı duyduğum en iyi kadın karakterlerden birisi.




"Bana yumruk at," dedim.
"Saçmalama," dedi.
"Hadi Barrons bana bir yumruk at."
"Sana yumruk atmayacağım."
"Hadi bana yumr..." dememle yüzümdeki tüm kemiklerin neredeyse kırıldığını hissettim. Kafamı salladım, hiç canım acımamıştı. "Bu mükemmel bir şey ya şuna bak bana vurduğunu anlamadım bile."
"Hadi bana bir yumruk daha at hadi..." Kanım kaynıyordu, vücudum çok güçlüydü, kendimi çok canlı hissediyordum.
Barrons kafasını sallıyordu.
Bir anda ona bir yumruk attım, kafası arkaya doğru gidip geldi.
"Mutlu musun şimdi?"
"Canın acıdı mı?"
"Hayır.
"Tekrar vurabilir miyim?"

"Hayır git kendine bir kum torbası al. " ( KAN ATEŞİ)

Seri, karakter bazında da gerçekten acayip çeşitli. Fantastik bir seri olduğu için her türlü yaratığın kol gezdiğini sizlere söyleyebilirim. Ancak bu karakter çeşitliliğinin de bir özgünlüğü var çünkü karşımıza çıkan farklı türde farklı karakterler kitabın içinde mutlaka bir yerden karşımıza çıkıp bizleri sırlarıyla tepetaklak edecek bir havaya sahip.

Seri boyunca hiçbir zaman durağanlık yaşamıyoruz. Yazarın kaleminin sihri olmalı, elinize aldığınız anda bitiveriyor her kitabı. Kalbinizde birçok yara bırakıp şaşkınlıktan gözlerinizi yuvalarından çıkararak tabi ki.

Ben bu kadar hayranı olarak serinin hâlâ ilk beş kitabını okudum. Tekrar tekrar da onları okuyorum. Altıncı kitaptan sonra başka bir karakterin ağzından anlatıldığı için seri benim için hala beşinci kitap ile bitmiş durumda. Elbet bir gün devamını okurum ama tabi ki ilk beş kitabın yeri benim için daima ayrı olacak. 
Her zamanki gibi okuyun diyorum bu seriyi. İlk kitabını bulamazsanız bile e-kitap olarak okuyun. Yazarın kaleminin, zihninin çılgınlar gibi ayakta alkışlanması taraftarıyım ben.



 

Hunharca Okuyan Kız Template by Ipietoon Cute Blog Design and Bukit Gambang