11 Aralık 2017 Pazartesi

BUL BENİ ZİBA - KİTAP YORUMU


ARKA KAPAK

Doğum gününde, babası Ziba'yı çağırır ve doğum gününü birlikte geçirmesi için akıl hastanesinden kaçmasına yardım etmesini ister. Babası geçmişi telafi etmeyi ve doğum gününü kutlamayı ve iyi vakit geçirmeyi vaat eder ama işler ters gider...  

Farhad Hassanzadeh, genç yetişkin kurmacası için olağandışı olan bu acı hikâyede, genç kahramanın yaşamının doğrudan bir resmini çekiyor. Roman, okuyuculara düşünecek çok şey verecek bir konuyu sunuyor.




YORUM

Biliyor musun Ziba, Doktor Abbasi'den duymuştum bir keresinde; oturduktan sonra tekrar ayağa kalkmak zormuş ama şartmış, eğer böyle olmasa hepimiz günün birinde yere serilirmişiz. Ben isterim ki, tekrar ayağa kalkayım ve kalkarken seni de kaldırayım. Seni başımın üstüne koyup roket gibi gökyüzüne doğru fırlatayım. Ama sen de babana karşı her zaman dürüst ol.


Bul Beni Ziba, çok vurucu bir girişle başlıyor ve bu girişi okuduktan sonra tamamen çarpılmış olarak başlıyorsunuz kitaba. Size vereceği hisleri, duygu karmaşalarını sadece tek paragrafla özetleyen kitabımız bana göre tamamen vurucu, kalp kırıcı ve bir miktar da ders çıkarılması gereken bir kitap.

Kitabımız, gerçek ve hayal arasında sıkışıp kalmış 15 yaşın bütün davranışlarını üzerinde taşıyan Ziba'nın doğum gününe bir gün kala akıl hastanesinde kalan babasından telefon alması ile başlıyor. Ziba'dan onu ziyaret etmesini isteyen babasının doğum günü planları olduğunu duyan küçük Ziba da atlıyor tabi bu fikre. Küçük bir kaçış planı ve bu planın şans eseri gerçekleşmesiyle baba kızın maceraları da böylelikle başlıyor.

Normalde bu tür kitapları okumaya çok çekinen birisiyim ben. Aile dramaları beni daraltmakla birlikte üzerimde oldukça etki bırakıyor. Bir süre sadece o anlatılan hikâyeyi yaşıyorum ve kendi kendime acı çekiyorum. Ama Bul Beni Ziba kısacık hikâyesinde, içinde barındırdığı dramı bir miktar komedi ile dengelemiş ve ortaya gayet güzel bir kitap çıkmış bana göre.

İki karakterinde başından beri psikolojik olarak çok da sağlıklı olmadığını anlıyoruz okurken. Ziba ailesizlik ve kimsesizlik ile kendini kitaplara vuran ve onlarda gerçek hayatın yansımanı izleyen küçük bir kız çocuğu, babası ise hastalığını geri plana atmaya çalışan ve bunu başaramayan bir hasta. Sağlıklı düşünceleri yok, sağlıklı bir planları yok. Bu yüzden de yaşadıkları birçok olay trajikomik bir macera bana göre.

Ama okuru eğlendiren, kitabın hızlı okunmasını sağlayan bu maceraların hüzünlü bir yanı da var. Sadece eğlenmek için çıktıkları bu yolda Ziba babasından birçok şey istiyor ama bunu olamayacağının da farkında. Çünkü babasının düşünce yapısı hassas ve davranışları bir miktar tehlikeli. Okurken sürekli diken üstündeyiz bu yüzden. Fiziksel bir zarar olmamasına rağmen kitap bittiğinde düşünce olarak Ziba'nın kırıklığını içimizde yaşıyoruz.

Kitap kısacık olmasın rağmen İran'ın genel durumu hakkında bilgi vermeyi ve sosyal sınıflamaları eleştirmesi ile de dikkat çekiyor. Yazar kendi düşüncelerinin yansımasını gayet net bir şekilde hissettirmiş ve okuyucuya gayet güzel bir şekilde ulaştırmış bana göre.

Ama tüm bunların dışında kitabın en vurucu tarafı aile içi psikolojik ve fiziksel şiddettin küçük bir kız çocuğu üzerinde yansımalarını biz okuyuculara gayet net bir şekilde hissettirmesi yazarın. O dengesiz psikolojiyi Ziba'nın düşünceleri üzerinden vermesi, babasının kırılgan tarafının onu aslında yaraladığını kitabın sonunda net bir şekilde ifade etmesi çok kalp kırıcı olmakla birlikfe sarsıcıydı da.

Kitapla ilgili tek sorunum Ziba'nın düşünceleri arasında aktarılan anıların hissettirilememesi. Günümüzde iken birden geçmiş ve gelecek anları anlatılınca okuyucunun kafası karışıyor. Ne olduğunu bir süre anlayamıyor hâliyle.


İran'ın tarihi kültürel dokusu üzerinde işlenen vurucu, sarsıcı kitaplar arıyorsanız Bul Beni Ziba sizlere önerim arasında. En kısa zamanda tanışmanızı öneririm.

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Hunharca Okuyan Kız Template by Ipietoon Cute Blog Design and Bukit Gambang