30 Kasım 2016 Çarşamba

KAZANANIN LANETİ - KİTAP YORUMU ( THE WİNNER'S TRİLOGY #1 )



ARKA KAPAK 

İSTEDİĞİN ŞEYİ KAZANMAK, SEVDİĞİN HER ŞEYE MAL OLABİLİR.
 
On yedi yaşındaki Kestrel, bir generalin kızı olarak savurgan ve ayrıcalıklı hayatının tadını çıkarmaktadır. Arin’in ise sırtındaki giysilerinden başka bir şeyi yoktur. 
Kestrel, Arin’i kendisine bağlayan fevri bir karar alır ve bununla savaşmaya çalışsalar da birbirlerine âşık olmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Ancak genç âşıkların dünyasında, isyan, düellolar, ahlaksız söylentiler, kirli sırlar ve her şeyin tehlikede olduğu oyunlar hüküm sürmektedir. Birlikte olabilmek için halklarına; ülkelerine sadık kalmak için ise birbirlerine ihanet etmelidirler.
 
Kazananın Laneti gençlik fantazya türünde nefes kesici, şiirsel bir zafer. Rutkoski muazzam bir güçle, korkusuz bir güzellik destanı yaratmış. Bu kitap kaçırılmamalı.”
ANN AGUIRRE, New York Times ve USA Today çoksatan yazarı
 
“Zengin betimlemeler, nefis bir kurgu ve sağlam hikâyecilik, bu fantazyaya olağandışı bir zekâ ve derinlik katıyor… İncelikli ayrıntılar ve zarif anlatım, hikâye evrenini taze ve canlı kılıyor. Politika, entrika, hatta şiddetle dolu, karmaşık ve merak uyandıran olay örgüsünde her karakter yetenek, kusur ve isteklerin girift bir karışımıyla şekilleniyor... Nefes kesici, trajik ve gerçek.”
Kirkus Reviews 
 
Kazananın Laneti'ndeki her satır özenle yazılmış, öykü ustaca kurgulanmış. Karakterlerin ikilemlerine hayran kaldım ve yüreğim sızladı. Bu kitap ender ve özel bir okuma deneyimi sunuyor; hikâyede bir an sonra ne olacağını hiçbir şekilde tahmin edemedim ve buna bayıldım. Daha fazlasını istiyorum.”
Kristin Cashore, New York Times çoksatanı Yedi Krallık Üçlemesi’nin yazarı







Kestrel onun nasıl oturduğunu , öne eğildi gibi hayal etti. At arabasının fenerinin ışıltısında nasıl göründüğünü.

"Hayatta kalmak yanlış bir şey değil . Kendini koruduğun sürece onurunu küçük şekillerde satabilirsin. Bir bardak şarabı gerektiği gibi koyabilirsin ve bir adamın içişini izleyip intikamını planlayabilirsin . "  Bu sözle birlikte başı hafifçe eğilmişti. 


"Büyük ihtimalle uykunda bile komplo kuruyorsundur. "


Bir gülümseyiş kadar uzun bir sessizlik oldu. 


"İstediğin gibi komplo kur , Kestrel. Hayatta kal. Ben yaşamasaydım , annemi kimse hatırlamazdı , benim hatırladığım gibi değil .



YORUM ;

Selamlar . Şu zamana kadar okuduğunuz tüm karakterleri kibirli bir el sallamaya yok edip üstüne bir de o harika , hayran kalınması zekasıyla sizi şaşkına çeviren karakterlerle bezeli  alabildiğince entrikanın , maceranın , stratejilerin havalarda uçuştuğu , eşsiz serinin ilk kitabı "Kazananın Laneti" yorumuyla sizlerleyim .

İlk başladığım da kitaba dair tahminlerimde yer alan tek şey "zengin kız - fakir oğlan" klişesini okuyacak olduğumdu. Keza bu öne sürdüğüm klişeyi daha ilk bölümün sonunda hissedebiliyordunuz.


Ancak 4 bölüm veya 5 bölüm sonra işler değişip, entrikalar , savaş stratejileri havada uçuşunca kitap hakkında önemli sürdüğüm tüm fikirler yok oldu.


Tahmini olay örgüm Kestrel'in tek bir sözüyle yıkıldı , tarihe karıştı.



Sanırım her yorumumda sürekli tekrar ediyorum "Bir kitabın karakterlerini , ruhlarını hissedemezsiniz , bu kitap herkes için ne kadar güzel olursa olsun , benim için bir hiç oluyor. " 


Heh !  İşte Kazananın Laneti bu olayın nirvanasını yegane kitaplardan biriydi. Karakterler arasında ki ilişki  en başından beri o kadar belli o kadar hissedilebilir ki sanki kitabın içinde yaşanılan o anı , okuyucu eliyle tutup , gözleriyle görebiliyor.


Eliniz kalbinizde , gözlerinizi faltaşı gibi açık okuyorsunuz Kazananın Laneti'ni.


Ama iki ana karakterimizin dışında bir dünyada var biliyoruz ki ve olaylar  gelmek üzere .


Bana göre Kazananın Laneti asla salt bir romantik kitap olarak adlandırılamaz .


Kurgusu , karakterleri her ne kadar romantizm alt yapısıyla kurulsada , kitap savaş , staretejiler  ile de olabildiğince destekleniyor.


İki ana karakter de eşsiz bir zekaya sahip . Her şeyin bilincinde  , taviz veremeyecek kadar sahip çıkıyorlar inandığı şeylere . Eh , bu benzersiz zeka ve taviz verememe durumu da kitabın hiçbir olayını okuyucuya tahmin ettiremeyip , özgün kılıyor kitabı .



Kazananın Laneti 'n de şüphesiz en sevdiğim karakter ( ki kendisi zaten kitabımızın ana karakteri) Kestrel oldu. Bir kadının gururu her ne olursa olsun bir kez kırılırsa , bunun düzeltilmesi bence imkansız , kadının kendini toparlaması uzun sürüyor.  

Kitabın bir noktasında Kestrel için , onun gibi güçlü bir kız için , o kadar gurur kırıcı bir olay yaşanıyor ki okuyucunun bile bu duruma kalbi kırılıyor, ruhu yaralanıyor.

Kestrel'in bu olayla başa çıkma biçimi benim kitap da şüphesiz en sevdigim yer oldu . O keskin zekasıyla yapılabilecek en makul davranışı yaptı ve bunun getirilerini başı dik bir biçimde kabullendi. Yemin ederim hayran kaldım.😍


Benim için"hazin" olarak adlandırılan o sona kadar gerçekten kitabı kalbimde hisler yumağı ile okudum.


Karakterler için kalbim düğüm düğüm, dibine kadar kırıkken , yaşanılacak olaylar için gözlerim fal taşı gibi açık , nefessizdim.


Gerçekten benim için acayip sarsıcı kitaplardan biri oldu Kazananın Laneti.


Keskin bir zeka ile oluşturulmuş karakterler , ince ince düşünülmüş savaş stratejileri, benzersiz bir kurgu okuyucuya kalp krizi geçirtecek ürünler toplamı bence .


Harkia bir kitap , hayran olunası karakterler , tapılası bir zeka örneği.


Mutlaka Okuyun!


Puanım : 5/5



4 Kasım 2016 Cuma

GENÇ ELİTLER - KİTAP YORUMU ( THE YOUNG ELİTES #1 )




ARKA KAPAK 

Adelina Amouteru, ölümcül bir hastalıktan kurtulmuştur. On yıl önce ülkesini kasıp kavuran kanlı humma vücudunda tuhaf izler bırakmıştır. Fakat hastalığı atlatanların bazılarında, başka şeyler de kaldığı rivayet edilmektedir… Gizemli ve sıradışı yeteneklere kavuştuklarına inanılan bu insanların kimlikleri gizlidir ancak onlara Genç Elitler denmeye başlamıştır.

Teren Santoro, Kral için çalışmaktadır. Engizisyon Mihveri’nin lideri olarak görevi, tehlikeli olduğuna inandığı Genç Elitler’i bulmak ve onlar ülkeyi yok etmeden onları yok etmektir ama aslında Teren hepsininkinden büyük bir sır saklamaktadır.


Enzo Valenciano, Hançer Cemiyeti üyesidir. Bu gizli Genç Elit grubu, kendilerinden olanları Engizisyon Mihveri’nden önce bulmaya çalışmaktadır ama Adelina’yı bulduklarında onun şimdiye dek görmedikleri güçlere sahip olduğunu keşfedeceklerdir.


Birbirinden apayrı savaşlar sürdüren bu üçlünün yolları hiç beklenmedik şekilde kesişecektir. Ancak hepsinin emin olduğu tek şey vardır: Karanlık bir intikam ve yok etme arzusuyla yanıp tutuşan Adelina’nın güçlerine bu dünyada yer yoktur.
 


Bu kitabı eline alanlar büyülenmeye hazır olsun… Tabii bir de serinin devamına.”
Booklist

 

“Lu, karakterlerinin müthiş hatalar yapmasına izin vererek çıtayı gerçekten yükseltiyor… Tekrar tekrar ziyaret etmek isteyeceğiniz bir dünya.” 
New York Times Book Review 





YORUM


Merhabalar ! Yoğun vize haftama girmeme ramak kala ,muhteşem kurgusu , muhteşem karakterleri ve muhteşem dili ile beni kendine hayran bırakıp , gece uyutmayıp, gündüz ders çalışmak yerine kendisine ait fan artlara hayrana hayran baktırp bir de üstüne iç çektiren , 2. kitabını hatta 3. kitabını heyecanla , merakla eh azıcık da (!) aşkla beklediğim Genç Elitler serisinin ilk kitabı olup yine aynı adla çıkan GENÇ ELİTLER yorumuyla sizlerleyim .


Biraz uzun , şaşalı , hayranlık dolu bir giriş paragrafı olduğunun farkındayım. Tek bir paragrafta kitaba olan büyük tutkumu , heyecanımı , anlattığımın da farkındayım ancak sessiz kalamıyorum maalesef . Yere göğe haykırıp bu seneki favori kitabımın Genç Elitler olduğunu duyurasım var .

Ve ilk siz sevgili takipçilerimden başlayacağım 


Arkanıza yaslanın , elinize kahvenizi alın ve HUNHARCA OKUYAN KIZ'IN aşkla dolu yorum serüvenine katılın :)


Genç Elitler , Marie Lu'nun ülkemiz de çıkan 2.serisi.  İlk serisi , herkesin hayran kalarak okuyup benim şans dahi vermediğim Efsane Serisi. Şans vermedim diyorum çünkü Efsane'yi yarıya kadar okuyup bıraktım. Beğenmedim. Kitabı hissedemedim.



Ancak Genç Elitler beni mahvetti , parçalara ayırdı arkadaşlar.Bu hissi Kızıl Yükseliş 'i okurken yaşamıştım en son . Kitap bittiğinde içimde inanılmaz bir boşluk,  bol bol  da gözyaşı bıraktı.


Kitabımız on yıl kadar önce ülkesine ölümcül , bulaşıcı bir virüs yayılan ve bundan nasibini alıp üstelikte kendisine "iz" bırakan , Adelina Amouteru'nun vahim bir olay sonucunda ülkesinin Engizisyon Mahkemesince ölüme mahkum edilip , kendisine "Genç Elitler " diye isimlendiren bir grup hastalık sonucu "iz" taşıyan gençlerce kaçırılması ile başlıyor .Bu gizli Genç Elitler diye adlandırılan grubun ise tek amacı kendileri gibi olanlara saygı gösterilmesini sağlamak , krallığı ele geçirmektir.



 Konumuzu okuduğunuz üzere Genç Elitler , tarihi - fantastik azıcık da ucundan distopik öğeler taşıyan bir tür de . Kitabın arka kapağını , tanıtımını okurken "Vay ! Konu güzel , umarım klişeye kaçmaz .  diye bir cümle kurmuştum alırken . Ki büyük bir onyargı ile de öyle olacağından emindim. Ancak yine yine ancak bu kitap ne konu , ne karakter ne de dil açısından "klişe" diye adlandıracağımız bir kitap değil.  

Orijinal ve bu orijinallik kitabın her sayfasında her cümlesinde hissediliyor.

İlk bölümü okuduktan , karakteri benimsedikten sonra kitap akıp gidiyor elinizde.  Her sayfasında yeni bir şey öğrenip , her bölümün sonunda başka tat da bir heyecan yaşıyorsunuz.

Bir yandan kitabın bitip sizi o büyük heyecandan , kalp çarpıntısından kurtarmasını dileyip , bir yandan da sadistçe bir zevkle kitabı kapatıp o bölüm sonu heyecanının sonsuza kadar içinizde kalmasını istiyorsunuz .
Öyle muhteşem bir kurgu ki aynı anda bütün hisleri yaşayıp , kontrolünüzü kaybedersiniz . Her bölüm de hop oturup hop kalktim yemin ederim 

Ana karakterimiz Adelina , bir fantastik karakterler  klişesi  olan "ya siyahsındır , ya da beyazsındır " olayını elinin tersiyle iten bir karakter.Sanırım kitaba o kadar hayranlık duymama sebep olan konulardan biri de bu.

Adelina , siyahı ve beyazı bütün her şeyi ile icinde barındırmaya çalışan bir karakter. Ne kötü ne de iyi.  O ince çizgide . Yeri geldiğinde bir "siyah" olup korkusuzca , en kötü şekilde her şeye karşı çıkarken yeri geldiğinde ise susup sakince bir şeyleri kabullenebiliyor .

Hem güçlü hem güçsüz .

Hem cesur hem korkak 

Hem iyi hem de kötü .

Kurgunun öngörülemezliği de bu yüzden işte . Karakterin azıcık çalkantılı , dengeyi bulmaya çalışan ruh hali.

Adelina'nın dışında tabiki diğer Elitlerimizi de okuyoruz kitaba. Çünkü Adelina 'nın amacı gruba katılıp güçlerini öğrenmek , içindeki bitmek bilmeyen öfkesini kontrol etmek . Ve tabi ki onlara amaçların da yardım etmek. Ana erkek karakterimiz Enzo ile arasında yeşeren ilişkiyi , Adelina'nın kardeşi ile hikayesi bir şekilde birleşip  bir olay olarak çıkıyor karşımıza.

Saf aksiyon , kavga , içermiyor kitabımız . Her sayfasında hem heyecanı , hem koskocaman hüznü ve aynı anda karakterler arasında ki o elle tutulur, gözle görülür tutkuyu hissedebiliyorsunuz .

Yorumun başında da dediğim gibi ben Kızıl Yükseliş hariç hiçbir kitapdan bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum.
O muhteşem sonu ile de bende bıraktığı o adverilemez etki arşa çıktı yemin ederim.Parça pincik yarım İngilizcem ile 2. Kitabının ön okumasını çözmeye çalıştım o heyecanla 

Beklentisiz başladığımdan mıdır , yoksa en duygusal dönemimde okuduğumdan mıdır bilmiyorum. Belki siz diger okuyucular benim kadar etkilenmeyeceksiniz Genç Elitler i okurken . Lakin önermeden , mutlaka okuyun demeden de geçemeyeceğim.

Özellikle fantastik sevip , sizi şaşırtacak surpiz sonlu kitaplar okumayı seviyorsanız Genç Elitler kaçmaz bir fırsat sizler için :')

Puanım ; 5/5

2 Ekim 2016 Pazar

ASLA AYRILMAYACAĞIZ - KİTAP YORUMU




ARKA KAPAK

Bazı sözler bozulmaya mahkûmdur
Yangın, İntikam...

On yedi yaşındaki Alice Monroe'nun tüm düşünceleri bunlardan ibaret. Ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatırılan Alice, erkek arkadaşı Jason'ın ölümüne neden olan yangının kâbusuyla boğuşmaktadır. İkiz kardeşi Celia'nın çıkardığı yangın. Ancak aynı hastanede tedavi gören gizemli, karizmatik Chase kız kardeşinden intikam alabilmesi için ona yardım etmeyi kabul ettiğinde, Alice yaşadığı her şeyi yeniden gözden geçirmeye karar verir. Acılarla dolu geçmişini bir günlüğe yazmaya başladığındaysa saklı gerçekler artık sır olmaktan çıkar. Peki ya güvendiği tek kişi önemli bir gerçeği ondan gizliyorsa...

"Gerçekçi karakterleriyle ürpertici bir hikâye… Bu kitap, gerilimi uçlarda yaşamak isteyen her okuyucuyu kendisine çekecek." 
-Kirkus Reviews-

"Emiko Jean'in çıkış kitabı Asla Ayrılmayacağız sonuna kadar nefesimi tutarak okumama sebep olan, zekice kurgulanmış bir psikolojik gerilim romanı. Emiko, daha fazla yaz lütfen!" 
-Kimberly Derting-

"Elinizden düşüremeyeceğiniz bu çarpıcı roman sizi içine çekip başınızı döndürecek. Bu kitap yaralı insanların, onların çektikleri acıların ve sebep oldukları yıkımların hikâyesi." 
-Kendare Blake-

"Psikolojik bir geziye çıktım sanki… Yazar bu ürkütücü gerilim romanıyla türünün bir tık ötesine geçmiş. Çok başarılı bir ilk kitap."
-Adele Griffin-

"Tüyler ürpertici ve sürükleyici konusuyla Asla Ayrılmayacağız beni yerime çivileyen, şaşırtıcı ve nefes kesici bir çıkış kitabı. Emiko Jean'in sıradaki eserini okumak için sabırsızlanıyorum!" 
-Megan Miranda-

"Sizi gerecek, huzurunuzu kaçıracak ve dengenizi iyice sarsacak bir roman." 
-Kat Rosenfield-
(Tanıtım Bülteninden)



YORUM

Merhabalar💃 Ekim ayının ilk kitabı olan Asla Ayrılmayacağız , dakikalar önce bitti.


Ben de bıraktığı hisler silsilesinde ise en belirgin olanı ağır bir kalp kırıldığı...
Hani bazı kitaplar vardır.İsminden , kapak tasarımına kadar okuyucuya ne vereceğini , ne hissettireceğini belli eder . İşte Asla Ayrılmayacağız da bu tür kitaplardan.

Başından beri beni üzeceğini , büyük bir etki bırakacağını biliyordum... Ancak bir yanım bu etkiyi göz ardı edip beni sürekli okumaya itti bir yanım ise kitabı kenara koyup bakışmak...

Tabi ki bakışmadım. Bütün sadistliğimle alıp kitabı okudum..


Asla Ayrılmayacağız, Psikolojik Gerilim/ Dram (?) Türün de bir kitap .
Kitap boyunca cinayetle suçlanan Alice'in hikâyesini okuyoruz.Alice Vahşi Ada adını  verdikleri Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesin de kalıyor. Sebebi ise erkek arkadaşı Jason'u öldürmekle suçlanması . Ancak Jason'u Alice 'ın kız kardeşi Celie öldürdü.Bunu sadece o biliyor ve intikamını almak zorunda .


Asla Ayrılmayacağız, dört dörtlük tamamen harika bir kitap değil türlerine nazaran. Çekici kısmı da bu bence. Başından beri tahmin edilebilir oluşu. Sona kadar kalbimizi kıracağını , bizi üzeceğini biliyoruz.O nedenler silsilesini öğrendikçe , ip uçlarını yakaladıkça hüzne boğuluyoruz .

Okurken heyecana boğulduğum, sayfalarını hızlı hızlı geçip sonuna kadar takılmadan okuduğum kitaplardan Asla Ayrılmayacağız.

Özellikle bu tür "Psikolojik - Gerilim " türün de kitapları sevenlere öneririm.

Hafif , tadımlık ancak dibine kadar ağlamalık.

Puanım : 4/5

8 Eylül 2016 Perşembe

İSYANKAR - KİTAP YORUMU ( İSYANKAR #1 )



ARKA KAPAK 

O, KARDEŞİ İÇİN HAYATINI TEHLİKEYE ATACAK KADAR CESURDU.
O, HAPSOLDUĞU KAFESİN PARMAKLIKLARINI YIKMAYA ÇALIŞAN BİR KUŞTU.
O, SADECE ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN SAVAŞAN BİR KÖLEYDİ.
VE SONRA O KÖLEDEN BİR KRAL OLDU. 
Edith Rosa Lofts, o gün gözlerini açtığında her zaman olduğu gibi bir Köle’ydi ve o sıradan günlerden birinin onu beklediğini düşünüyordu. Onun günlük rutini belliydi: Kalkacak, Elitler’e hizmet edecek, eve dönecek, uyuyacak ve yeniden kalkıp bu kısır döngü içerisinde yuvarlanacaktı.
 
Peki, sıradan maskelerin ardına sığınmış o günde, Edith’in hayatının büsbütün değişeceğini kim tahmin edebilirdi ki? Cevabın, Edith olmadığı kuşkusuzdu.
 
Başına yediği bir mermi ile zihni tepetaklak olan Edith’in, kendini ölü zannederken canlı bulması; boyun eğdiği düzeni paramparça edecek ilk adımdı. İkinci adımsa, gözlerini açtığı yerin ona bugüne dek ne denli kör ve sağır, gerçeklerden uzak yaşadığını gösteren bir nevi ayna olduğuydu. Üçüncüyse…
Edith’in içindeki isyankar ruhun gözlerini açışıydı.
 
Azılı düşmanlarla, adaletsizlikle, kalbindeki karşılıksız aşkla ve kendi değerleriyle çatışan bir kızın hikâyesi olan İsyankar’ı bir solukta okuyacaksınız.





YORUM


Merhabalar! Ephesus Yayınları'ndan çıkan , distopya üçlemesinin ilk kitabı olan İsyankar'ın yorumuyla sizlerleyim🙏


Kitap daha çıkmadan , hatta yazarı ile imzalar yeni atılmışken ; distopya üçlemesi diye bahsedilen İsyankar ı merak içinde bekliyordum .Biliyorsunuz , distopya ve fantastik üzerine yazılmış kitaplar ülkemiz yazarları tarafınca nadir ele alınıyor.
Özellikle "Distopya" türün de kitaplar , büyük bir bilgi birikimi , tecrübe isteyen tür de kitaplar . İsyankar , yazarın genç yaşına ve dahası ilk kitabı olmasına rağmen, çok güçlü bir sisteme , orijinal diyemesek de türdaşlarından bir tık özgün bir kurguya sahip.

Kitabımız dört kasta bölünmüş halkın en düşük kastında yaşayan Edith Rosa Lofts'un kardeşini kurtarmak için küçük bir isyan girişiminde bulunmasıyla başlıyor.Bu küçük girişim , kafasından vurulup , yaşadığı kentten çok uzak da kalan hapishaneye gönderilmesi son buluyor maalesef . İsyankârlar arasın da , yeni bir düzen kurmak amacıyla toplantılar yapıldığını gören isyanın yüzü Edith Rosa Lofts'un acımasız düzeni yıkmak için planlar kurup , savaş hazırlıklarına başlamasıyla kitabımız devam ediyor.

İsyankâr ; distopik bir kitap olması nedeniyle oldukça acımasız bir kitap.Kast sisteminin o acımasız düzeni , sizi okurken titretip , bir yerden sonra size bu kadar da sadistlik olmaz be 😂 dedirtiyor.
Sistemdeki var olan acımasızlığa örnek verecek olursak ; toplumun en düşük, en acımasız bölümünde yaşayan Kölelerin doktora gitmesi yasak.Hasfa olurlarsa , yaralanırlarsa kendileri iyileşmek zorunda . Hiçbir yardım , hiçbir merhamet göstergesi yok. 
En yüksek bölüm de yaşayan Elitler ise her türlü üst düzey teknolojiye , yiyeceğe, barınağa sahip.Ama bunları Köleler yapmak zorunda . Elitler , adları gibi elit yaşama sahip. Köleler ise hizmetkarları.


İlk başta sistemi çözmeye çalışırken, sizlere daha önce de söylediğim gibi olağan kast sistemini Platon'un Devlet'ın de ki Ütopik kast sistemine benzettim. Rahipler , Askerler , benzerdi. Ancak İsyankar da ki acımasızlık, devlet büyüklerinin umursamazlığı yönüyle zerre alakası olmadığını gördüm. 

Kitap ilk 50 sayfadan sonra alışılmışın dışında bir tempoyla başlıyor , distopik kitapların klişeleşmiş ilk 100 sayfa durağanlığına sahip değil.

Var olan sistemi yazar oldukça açık bir şekilde okuyucuya yansıttığı için, aklımız da ne soru işareti ne de başka bir şey kalıyor. Öylece dalıveriyoruz kurguya .

Ana karakterimize gelecek olursak , Edith Rosa Lofts  ,son sayfadaki davranışları ile beni kendinden açıkça nefret ettirdi.
Özellikle ana karakter olması nedeniyle seveceğime inandığım , ancak kitap boyunca hiçbir davranışını onaylamadığım , eh söylediğim gibi o son sayfalarda ki yaptığı delilik , neticesinde benden tam puan alamadı.

Bir kitabı okuyucuya sevdiren , genellikle karakterleridir biliyoruz ki. Ancak İsyankâr, benim için kurulan sistem , zafere giden yol , yazarın genç yaşın da satırlara döşediği o acımasızlık bakımından etkiledi.

İlk kitap , ilk heyecan olmasına rağmen, ülkemizde işleniş bakımından pek tutulmayan bir türü , ince şekillendirip okuyucuya sunması gerçekten cesaret gerektiren , tebrik edilesi bir durum.

Karakterlerinin gelişimini , devam kitabın da daha iyi işleyip, olgun olan bir kitaba yakışan , daha olgun karakterler ile gelirse z gerçekten ama gerçekten iyi bir üçleme olacak. Buna gerçekten inancım tam.

Puanım ; 3/5

25 Ağustos 2016 Perşembe

KAPKARANLIK ORMANDA - KİTAP YORUMU



ARKA KAPAK

Karanlık ormanda
Karanlık, kapkaranlık bir ev vardı;
Ve o karanlık evde karanlık, kapkaranlık bir oda...
O karanlık odada...

Bazen korkulacak tek şey... insanın kendisidir. Nora on yıldır geçmişinden kaçıyordu. Evini, arkadaşlarını ve özlememesi gerektiğini düşündüğü bir hayatı geride bırakmıştı. Hiç beklemediği bir anda gelen bir bekârlığa veda partisi daveti, onu geçmişiyle yüzleşmeye zorluyordu. Bu, Nora'nın geçmişini nihayet bir kenara bırakması için bir işaret miydi? Ama bir şeyler yanlış gidiyordu. Çok ama çok yanlış... Bazı sırların sonsuza dek saklanması mümkün müydü?

"Final, başarıyla yaratılmış karakterlerin de etkisiyle insanda büyüleyici ve yavaş çekimde gerçekleşen bir araba kazası etkisi yaratıyor."-
-The Guardian-

"Ware'in, kadınlara özgü güç oyunları ve bazı arkadaşlıkların yarattığı çalkantılar üzerine yaptığı analizler, Sophie Hannah'yı, Christobel Kent'i, hatta Gillian Flynn'i anımsatıyor."- 
-Independent-

"Ware gizem öğelerini yavaşça ortaya çıkarmış ve alttan alta kendini hissettiren tehlike hissiyle gerçekten tekinsiz bir ortam yaratmayı başarmış... Kitabı fırtınalı ve karanlık bir akşamda okuyun ama sonra ışıkları açık bırakın."-
-Kirkus Reviews-

"Kapkaranlık Ormanda, Gillian Flynn'in Kayıp Kız'ını ve Paula Hawkins'in Trendeki Kız'ını sevenleri büyüleyecek."-
-Publishers Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)







YORUM

Merhabalar ! Uzuuun zaman sonra birikmiş onca yorumumdan biri olan , zerre beklentiyle başlamayıp beni içeriği ile adeta şoke eden Kapkaranlık Ormanda  yorumuyla sizlerleyim:)

Kapkaranlık Ormanda , uzun zaman önce lisedeki arkadaşları ile irtibatı kesmiş cinayet romanları yazan Nora ' nın , lisedeki en yakın arkadaşı Clare'nin bekarlığa veda partisi için ormandaki gizemli yazlığa gitmesiyle başlıyor.Ve biz bu parti sürecinde işlenen cinayeti , katili ve ev ortamında ki psikolojik çözümlemeleri okuyoruz .

En en en başından söylediğim gibi Kapkaranlık Ormanda 'ya zerre beklentisi , ne okuyacağımı bilmeyerek başladım.Ve beni tamamıyla şaşırttı. Şehir dışında olmam nedeniyle kitaba uzun bir ara vererek okuduğum için ancak kitabı 2 kere elime alabildim. Ve 2. seferde 2. oturuşta bitti. Eğer hiç ara vermeden okusaydım sanırım bir kaç saate kolaylıkla biterdi. Mükemmel bir akıcılığı var kitabın.

İlk 100 sayfa aşırı durağan ilerliyor , ana konuya dair ufak ufak ip uçları verilsede , yavaş yavaş ilerlediğimiz için hiçbir şey çözemiyoruz. Bu 100 sayfa da her bekarlığa veda partisinde olduğu gibi bolca entrika , kıskançlık, kadınların gelgitli ruh hallerini okuyoruz.Ancak ara bölümler de ana karakterimiz Nora 'nın gelecekte ki halini de okuyoruz biz bu 100 sayfada . İşte bu da okuduğumuz aşırı durağan kısmı sabırla okumamızı , heyecanın daha da artmasını sağlıyor.

Ve efsanevi son 100 sayfa da heyecan hiç eksilmiyor , deyim yerindeyse kafamız bir dünya , çünkü ne nedeni ne sonucu bir türlü öğrenemiyoruz.
Kitabı okuduğum türdaşlarından ayrı bir kefeye koyan da bu zaten. Bilinmezliğin çıldırtıcılığı. Kimin öldürdüğünü bile çözemiyoruz.

Cok güzeldi , kurgu olağanüstüydü , farklıydı ama aynı zamanda da melankolikti. Okuduğum gerilim romanların arasında sanırım en hüzünlü hikaye Kapkaranlık Ormanda 'ya aitti.

Gerçekten önerebilecegim kitaplardan biri benim için , mutlaka okuyun :')

18 Ağustos 2016 Perşembe

İHTİYAÇ - KİTAP YORUMU (NEED #1)



ARKA KAPAK

On altı yaşındaki Zara White, çok sevdiği üvey babasının ani ölümünün ardından annesi tarafından apar topar babaannesinin yanına gönderilir. Annesi her ne kadar bunu onun iyiliği için yaptığını söylese de burası Zara için pek de güvenli bir yer değildir çünkü burada çocuklar hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolmaktadır. Tuhaf bir adamın gittiği her yerde onu izlediğini düşünen Zara çok geçmeden bu şüphesinde haklı olduğunu anlar. Üstelik bu adam arkasında altın rengi bir toz bırakmaktadır. Bu esrarengiz kasabada neler olup bittiğini anlamak için kolları sıvayan Zara çok geçmeden aslında hiç kimsenin ve hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlayacaktır.



YORUM


Merhabalar! Dün sabah başladığım, İhtiyaç serisinin ilk kitabı " İhtiyaç " aynı günün akşamına bitti.
Şu sıralar vampirlerin dünyasından kaçıp farklı bir fantastik roman arayışındaydım ki bir kitap alışveriş sitesinde gezerken yeni çıkan kitaplarda İhtiyaç'ı gördüm.Konusunun farklılığı , kapağının güzelliği beni kendine çekti ve aldım tabi ki. Aldığım gibi de başladım hemen.

Kitaba ilk başladığımız da bölüm başlarında ana karakterimiz Zara'nın özel ilgisi olan Fobi tanımlamaları mevcut. Bu fobi tanımları bizlere bölüm hakkında küçük ip uçları veriyor. Sanırım İhtiyaç da en sevdiğim şey fobi tanımları oldum.Durun bi dakika ! Aslında sevdim diyemem bu kelime yanlış olur :) Bayıldım , hem de ciddi anlamda .
İhtiyaç 'ı okurken hafif Alacakaranlık havası sezdim ilk başta ben. Soğuk bir bölge , gizemli kaybolmalar ...
En son kitabı bitirip , kenarda yazan yorumu okuduğum da ise bir tek benim bu olayı düşünmediğimi anladım .

Kitaba ilk başladığımız da "Gizem" had safhada olsada karakterlerin davranışları ile verdiği ip uçları kitabı son derece tahmin edilir yaptı maalesef. Neyin ne olduğunu kitabın ortalarına varmadan çözdüm ben vallahi  .
Hah bir de Zara'nım doğaüstü olayları "pat " diye kabul etmesi , sanki senelerdir bu olayın gerçekleşmesini bekliyormuş gibi tavırları okurken beni bir miktar üzdüm . Büyük bor tepki bekledim ama azıcık şoka bile girmedi. Olağan şaşırma durumu en az derecedeydi karakterimiz de.
Ama bunu dışında Zara'nın olaylara karşı bakış açısı, zekice çözüm arayışı takdir ettiğim bir davranıştı.

Kapaktan ve arka kapaktan tahmin edebileceğiniz üzere kitabımız daha önce benim hiçbir kitap da rastlamadığım "Periler"i içeriyor.Tabi ki her kitapta olağan bir durum olan bir karşı ırk daha var.
İlginç bir bileşen , kitabı gerçekten özgün kılıyor bu olay.

Farklı bir tat , farklı bir konu , farklı bir fantastik arayanlara İhtiyaç 'ı öneririm ben . Serinin devamında neler olur , neler düşünürüm bilmiyorum ama sevdiğim diyebileceğim bir kitap.


ALINTI 

^^ İnsanlar her zaman karanlığa bakar , Zara. Ne görebileceğimizden korkarız.Dışarı karanlık olabilir , bu kendi ruhumuzun karanlığı da olabilir ama bence hiç bilmemektense , bakarken yakalanmak daha iyidir. Anladın mı ? ^^

6 Ağustos 2016 Cumartesi

TUTSAK - KİTAP YORUMU - (TAKEN #1)




ARKA KAPAK 

Duvarı aştıktan sonra, geri dönmek imkânsız. 

On sekizine basan her erkeğin ortadan kaybolduğu, duvarlarla çevrelenmiş bir kasaba…

Claysoot'ta hiç yetişkin erkek yoktur çünkü on sekizine gelen her genç erkek doğum gününün gece yarısında ortadan kaybolur. Zemin sallanır, rüzgâr uğuldar, kör edici bir ışık saçılır… ve on sekiz yaşındaki erkek yok olup gider.

Kasaba halkı buna Yükselme demektedir. 

On sekizine basmasına yalnızca birkaç ay kalan Gray Weathersby kaderiyle yüzleşmeye hazırdır; ta ki annesinden kalan bir notu bulup çocukluğundan beri kabul ettiği her şeyi sorgulamaya başlayana dek: Konsey liderleri ile bariz sırlarını. Yükselme'nin kendisini. 

Ve Claysoot'un etrafını saran Duvar'ın ardında ne olduğunu. 

Gray'in kaçmak için tek şansı Duvar'a tırmanmaktır. Kimsenin ötesine geçip de hayatta kalamadığı Duvar'a…

"Baştan sona macera dolu bir yolculuk. Bu kitabı bir oturuşta okurken heyecandan birkaç tırnağımı kemirmiş olabilirim. Devamı gelsin, lütfen!" 
-Marie Lu - Efsane Serisinin Yazarı-

"Merak uyandırıcı bir serüven. Okurlar sıradaki kitabı hevesle bekleyecek."
-Kirkus Reviews-

"Hareket dolu, duygu yüklü, bol sürprizli bir macera." 
-Booklist-

"Distopya hayranlarını cezp edecek, çarpıcı bir kitap."
- School Library Journal-

"Bu sürükleyici çıkış romanı bulmacalarla okurunun merakını canlı tutan ve sonunda daha fazlasını istemelerini sağlayan hızlı bir serüven." 
-Shelf Awareness-
(Tanıtım Bülteninden)



YORUM
Selamlar ! Şimdi sizlere okuyup , okuyabileceğiniz genç yetişkin- distopya karması romanların karışımından oluşan , ilk elli sayfa hariç  hızlı temposuyla kalp spazmı geçirmenize sebep olacak Tutsak 'ı yorumlayacağım.


Kitabımız 17 yaşında olan Gray'ın yaşadığı şehir de olağan bir durum haline gelen "Yükselme" adı verilen gizemli yolla abisi Blaine' ın kaybomasıyla başlıyor.Şehirde 18 yaşına girmiş her erkeğin gizemli bir şekilde kaybolması, Gray'ın  bu durumu sorgulamasına neden oluyor . 18 yaşına bir kaç ay kala sehrin en gizli noktasında kalan duvara tırmanması ile de "Yükselme"nin yaşadıklarının en basiti olduğunu , kendisini daha büyük sırların beklediğini keşfetmesi ile romanimiz devam ediyor.


Yoruma başlamadan önce de söylediğim gibi Tutsak ; için de bir çok distopik öğenin bulunduğu, Açlık Oyunları ve Uyumsuz serilerinin karmasından oluşan bir  kitap.

Yazar 3 ayrı kitaba konu olabilecek distopik malzemeyi tek kitapta birleştirince kitabın yoğun temposu sizi hem şaşırtıyor hem de heyecanlandırıyor. 
Önceki sayfa ve bir sonraki sayfa arasında inanılmaz bir değişim var. Şöyle anlatayım ; ilk önce  bir sistem kurup onu bir arada tutmaya çalışan ve bunu da halkını köleleştirerek yapan bir devlet adamı okurken bir sonraki sayfada bu devlet adamının deney yapmak için halkının bir kısmını 4'e bölüp bir çok farklı şartta yaşayış biçimlerini gözlemlediğini okuyoruz. Tabi yapılan bu deneyin ilk ve son sayfada ki olayları tutarlı bir şekilde sebep sonuç ilişkisi olduğunu da okuyoruz.

Haliyle bu yoğun tempo sizde bir yerden sonra olağan bir kafa karışıklığı yapıyor , bir de üstüne genç yetişkin serilerin olmazsa olmazı "aşk üçgeni" eklenince kitabımız bizi bir yerden sonra "kafayı yemek" denilen olaya sürüklüyor.


Eh bu kadar saydırdın kitabı beğenip beğenmediğini bir türlü öğrenemedik , artık söylesen diyecek olursanız, ben de sizi sinir eden bir şey söyleyeyim.


Kitabı sevdim . Yoğun temposunu , karakterin ehlileştirelemez derecede asi oluşunu , ani kararlarını , tipik aşk üçgenini okurken bir "sadist" gibi keyif aldım .
Yazar hanım bizlere en az 10 kitaba sığacak malzemeyi verdiği halde serinin 3 (?) kitap olduğunu görünce 2 ve 3. kitaplarının da bu kadar yoğun olacağını tahmin ediyorum .
Son olarak 2. kitabı merakla ve heyecanla bekliyorum.



Puanım :4/5
 

Hunharca Okuyan Kız Template by Ipietoon Cute Blog Design and Bukit Gambang